Gözünü Hırs Bürüyen Derviş

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 15
    Shares

Bir derviş, kendi inziva köşesinde, kalan ömrünü Allah’a ibadet ederek geçirmekte imiş. O kadar çok ilim irfan sahibi olmuş ki, çevre halkı hakkında müspet kanaatler edinmiş, halk bu yüzden duasını almaya gelir olmuş.

O memleketin, derviş kılıklı, saf ruhlu padişahı varmış. Zahidin yeri göğü tutan ünü ve kerametleri kulağına erişince, bu zatın ziyaretine gitmiş. Hakikaten, kelamı ilham eseri olduğundan, buluşmaları bir defaya mahsus kalmamış. Aralarında tam bir muhabbet hasıl olmuş.

Zahit de padişahı sarayda ziyaret ediyormuş. Yine böyle bir gün padişahı ziyarete geldiğinde, bir hakkın yerini bulması için yüksek divanın kurulmuş olduğunu görmüş. Alim zahit, divanda mazlumun hakkını, zalimden almak babında o kadar güzel kararlar ve hükümler vermiş ki, Padişah, dervişin bu kadar hak hukuk bilmesine şaşıp kalmış. Bundan böyle, her divan kuruldukça, zahidin gelmesini, ısrarla rica etmiş. Gitgide Zahit ile padişah arasındaki yakınlık öyle bir noktaya varmış ki, Bütün işlerde zahit, Padişahın en yakın danışmanı olmuş.

[the_ad id=”6546″]

Padişah muhitine girmiş olması; zahidin hayat tarzını tamamen değiştirmiş. Artık, eskisi gibi sıradan bir hırka değil; süslü ve kıymetli elbiseler giyer olmuş. Evvelki post, yerini gayet rahat ve yumuşak döşeklere bırakmış. Bizim zahit, tam bir dünya ehli olup çıkmış.

Padişah hizmetinde olması, Padişahı adeta kendine benzetmesi, onu evvelki manevi derecelerden geri bırakmışsa da keyfine diyecek yokmuş. Dünya yüzüne gülüyormuş…

Bir gün zahidi eski dervişlerinden biri ziyarete gelmiş. Eski yerinde yeller estiğini, şimdiki haliyle bir kasrı andırdığını; Zahidin de, tam bir dünya ehli olduğunu görünce, bu hale çok üzülmüş… Sabredemeyip, gece yarısı, herkes derin bir uykudayken, almış dervişi karşısına vermiş veriştirmiş.

[the_ad id=”6546″]

Ahiretini, dünyası için satmış olduğundan, fani dünyanın devletine, baki olan ahiretini feda etmiş bulunduğundan, dostluk gereği gereken sözleri, bir bir sıralamış. Zahit her ne kadar;

“Sen benim görünen halime bakıp da beni dünyaperest olmuş sanma! Ben, hakikatte yine eski zahidim.” diyecek olmuşsa da, dervişin böyle laflara karnı tokmuş. Görünen köy, kılavuz istemezdi. Zahidi azarlamaya devam etmiş:

“Senin gözlerini dünya hırsı bürümüş, hakikatin iç yüzünü göremiyorsun! Gaflet perdesi kalktıktan sonra görürsün! Heyhat, iş işten geçmiş olur. Sen tıpkı yılanı kamcı zanneden köre benzemişsin. O zehirli hayvana kendini sokturarak, ölüm gerçekleşinceye kadar, elindeki şeyin, yılan olduğuna inanmamakta devam ve inat edeceksin!” diye, dervişe laf arasında, bir de Kör Adam hikayesini anlatıvermiş:

Kelile ve Dimne / Beydeba

[the_ad id=”5196″]

“Gözünü Hırs Bürüyen Derviş” için 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir