Acemi Bülbül

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 11
    Shares

Hoca bir gün komşu köye giderken bir bağın önünden geçiyordu. Yola bakan bir kayısı ağacının dallarında patırdanan sapsarı, bencikli kayısıların nefis kokusu burnuna geldi, ağzı sulandırdı.

Hoca dayanamayıp ağaca bindi, ergin, ballı, mis kokulu meyveleri başladı atıştırmaya. Öyle bir ağız tadıyla yiyordu ki mal sahibinin geldiğini bile göremedi. Birden,

“Hey, ne işin var lan orada? Kimsin sen?” diye şarlayan bir sesle irkildi.

Şaşkınlıktan aklını toparlamaya bile fırsat bulamadı.
“Şey,” diye kekeledi, “Ben bülbülüm de. Bu ağaca konmuştum.”

[the_ad id=”5325″]

Mal sahibi, “Bülbülsen öt bakalım.” diye diretti.

Bizim Hoca bülbül gibi ötmeye yeltendiyse de gırtlağından ancak acayip, kulak tırmalayıcı gak- guklar çıkıyordu.

Mal sahibi, öfkeyle gülmek arasında bocalayarak, “Yahu, bülbül dediğin güzel sesiyle dem çeker, şakır,” deyince Hoca onun yumuşamaya başladığını anlayarak:

“Ne yaparsın, kardeş, acemi bülbül bu kadar öter.” diyerek adamı sonunda güldürmeyi başardı.

[the_ad id=”5196″]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir