Basketbolu’un Tarihi ve Gelişmesi

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 7
    Shares

Basketbolun anavatanı Amerika, babası ise aslen Kanada’lı olup hayatının 40 yılını Amerika’da spor öğretmenliği yapmakla geçiren Dr. James Naismith’dir. Amerika’nın Sprinfield eyaletindeki YMCA Dersanesinde beden eğitimi öğretmenliği yaparken, uzun yıllardan beri hayalinde yaşattığı bir sportif oyuna son şeklini veren Dr. James Naismith bunu ilk kez okulun spor salonunda öğrencilerine oynatmış ve uygulamasını gördükten sonra gerekli düzeltmeler yapmıştı.

Spor salonuna karşılıklı duvarlarına asılan tahtadan yapılma kağıt sepetlerine topu sokmak esasına dayanan bu oyunu, atlet ve beyzbolculara iyi bir kış antrenmanı yaptırmayı planlayan Naismith’in eski bazı kavimlerin Amerika Kıtasında oynadıkları bir oyundan faydalandığı da ileri sürülür. Kristof Kolomb’un Amerika’yı bulmadan önce Güney Amerika’da yaşayan mayas adlı kızılderili kavimin en belli başlı bir spor eğlencesi olan Tlahiotenie’nin basketbola çok benzeyen bir spor olduğu bilinir.

[the_ad id=”6546″]

Ancak bu tarihi uygarlıktan günümüze kadar ulaşabilen kalıntılardan, Tlahiotenle alanlarının bugünkü basketbol sahalarının en az beş misli büyüklükte olduğu görülmektedir. Bu alanın iki ucunda yükselen mermer duvarlar üzerinde ve yerden ortalama 4 metre yükseklikteki yine mermerden yapılma yarım metre çapındaki çemberler de bu oyunla basketbol arasındaki benzerliği gözler önüne sermektedir. Ancak bu halkalar yere paralel olmayıp dikey durumda bulunmaktadır. Bundan da topun üstten değil, yanlardan geçirilmesi esasına dayandığı gerçeği ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca bu oyunda kullanılan topların da sert tahtadan ya da taştan yapılmış olduğu günümüze kadar gelebilen örneklerden anlaşılmaktadır. Ayrıca Tlahiotenle oynanan sahalara da “büyük top oyunu alanı” anlamına gelen Tlaşti denildiği bilinmektedir.

Dr. James Naismith’in “Basketbol”u ortaya çıkarırken Mayas’lıların bu oyunlarından faydalanmış olabileceği da akla yakın bir ihtimaldir.

İlk gün (12 Ocak 1882) spor salonunun kapısına asılan ve 1937 yılına kadar değişmeyen oyunun 13 kuralı şöyledir;
1- Top her hangi bir yöne bir elle veya iki elle atılır.
2- Top yere bir veya iki elle (yumrukla değil) vurulabilir.
3- Oyuncu topla koşamaz, topu yakaladığı noktada atmak zorundadır. Koşarken topu yakalarsa buna izin verilir.

[the_ad id=”5325”]

13 maddelik kurala göre bu oyun, 7 kişilik iki takım arasında oynanıyordu. Buna karşılık en az beş veya en fazla dokuzar kişilik takımlara da izin veriliyordu. Oyun sırasında yapılan sayılar 3 puan, faul atışlarından yapılanlarsa 2 puan sayılıyordu. Ve oyunun başlıca hedefi duvarlara asılı sepetler oluşturduğundan Dr. Naismith, ortaya koyduğu ve yeni sportif oyuna “Sepet Topu” anlamına gelen BASKETBOL adını vermişti.

Atlet ve beyzbolculara neşeli ve faydalı bir kış antrenmanı olması düşüncesiyle ortaya çıkarılan bu oyun pek kısa bir süre içerisinde geniş kitlelerin ilgisini çekmiş ve “yardımcı antrenman” özelliğinden çok çabuk ayrılarak en popüler bir spor halini almıştır.

Basketbol / Ümit Urartu / İnkılap yayınları

[the_ad id=”5196″]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir