Necdet Sevinç

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 7
    Shares

Yazar, gazeteci. 1944 yılında Gaziantep’te doğdu. İlk ve ortaokulu Gaziantep’te okudu. Gazeteciliğe 1962’de Gaziantep’te yayınlanan Haber gazetesinde başladı. Bir yazısı yüzünden lise son sınıf öğrencisiyken okuldan uzaklaştırıldı. 1966’dan itibaren İstanbul’da, Bab-ı alide Sabah, Bizim Anadolu, Hergün, Ortadoğu, Büyük Kurultay, Yeniçağ gazetelerinde muhabir, yazar, genel yayın müdürü olarak çalıştı. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 öncesi heyecanlı yazılarıyla tanındı. Yazılarından dolayı iki defa silâhlı saldırıya uğrayarak yaralandı. Bütün eserlerinde Türk milliyetçiliği fikir sistemini savundu. Hakkında en çok dava açılan yazarlarımızdandır; yaklaşık beş yıl hapis yattı.

Necdet Sevinç 23 Temmuz 2011 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

Günlük gazete yazılarının dışında Osmanlı düzeni üzerine araştırmalar yaptı, hikâyeler ve oyunlar yazdı.

ESERLERİ
Hikâyeleri: Acının Tadı (1994).
Oyunu: Duruşmalar (1992).
Gazete yazıları: Yazarını Kurşunlatan Yazılar (1973), Sanık Yazılar (1974), Tutanak (1975), Ferman (2000). Araştırmaları: Ordular, Masonlar, Komünistler (1971), Ülkücüye Notlar (1974), Ajan Okulları (1975; genişletilmiş yeni yayını: Osmanlı’dan Günümüze Misyoner Faaliyetleri, 2003), Gaziantep’te Yer Adları ve Türk Boyları, Türk Aşiretleri, Türk Oymakları (1983), Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Düzeni I (1985; Osmanlılarda Sosyo-Ekonomik Yapı adıyla, 2 cilt bir arada, 1992), Eski Türklerde Kadın ve Aile (1987), Arşiv Belgelerine Göre Tehcir ve Ermeni İddiaları (2003).

NECDET SEVİNÇ’İN AİLE EFRADININ HAKKINDA YAZDIKLARI:
Eşi Sevgi Sevinç, Necdet Sevinç’i kaleme aldı.. Necdet Sevinç’in kendisine “Seni anlatan bir kitap yazmadıkça kendimi yazar addetmeyeceğim.” dediğini yazdı.. 38 senelik hayat arkadaşını ondan daha iyi kim tanıyabilirdi? “O’nun kalemi kılıç gibi keser, mermi gibi deler geçerdi” sözleri ile 67 senelik ömrü ne güzel özetlemişti.. Yazısını Necdet Sevinç’in kendisine “Türk olarak dünyaya gelmemiz Tanrı’nın bize bir lütfudur.” diyerek sürekli tekrarladığını aktardı.. 1974’de, Sağmacılar’da Necdet Sevinç’in kendisi için kaleme aldığı “Üveyik Gözlüm” şiirini de bizimle paylaştı..
“Duyduğun, okuduğun gibi gazetelerden
Ve bildiğin gibi
Gene yakalandık işte
Gene kelepçelendi bileklerimiz
Arandı, soruldu, soruşturuldu
Nerde mahzenleri daha karanlık
Karanlıkları daha küflü ve küfleri
Daha zehirli bir zindan varsa
Oraya gömüldü dileklerimiz..”

Kızı Neslihan Sevinç, Necdet Sevinç’i kaleme aldı.. “O bir kenarda kitabını okurdu. Sessiz, kendini tüm gereksiz konuşmalardan soyutlamış, sadece okuduğu kitaba yoğunlaşırdı. Ben -Baba kahve yapayım mı?- diye sorunca da -Yap be kara kızım ama sade olsun.- derdi. Tekrar kitabına dalar giderdi. -Baba çay yapalım mı? Baba acıktın mı? Baba ne yemek yapalım?- Bizler bu soruları yöneltirken babam ya kitap okuyordu, ya yazı yazıyordu.” diye aktardı.. Sonra anlatmaya devam etti.. “Sanata ve sanatçıya çok büyük saygı duyardı. Tek şartla! Sanatın ve sanatçının Türk olması şartıyla! -Bir şeyin güzel sıfatını taşıyabilmesi için Türk olması gerekir.- derdi.” diye bitirdi..

Kardeşi Güler Sevinç, Necdet Sevinç’i kaleme aldı.. “Necdet 1. sınıfta ders arasında arkadaşları ile oynarken düşüyor ve kolu kırılıyor. O halde eve geldi. Olayla ilgili hiçbir şey söylemeden kırık bir kolun acısını içinde taşıyıp, bizlere zerre kadar dahi olsa hissettirmeyerek sol eli ile yemeğini yemeye koyuldu. Henüz 7 yaşında olmasına ve ailenin tek çocuğu olarak aşırı ilgi ve sevgi ile büyütülmesine rağmen en ufak bir şımarıklık göstermediği gibi, annemi teselli ettiğini, kısa zamanda iyileşeceğini söylediğini hatırlıyorum.” dedi.. “3. sınıf öğrencisiyken okulda yerli malı haftası yapılırdı. Öğretmen getirilen gıdaların masalara açılmasını ve karşılıklı dayanışma içinde yenilmesini söylüyor. Necdet peçetesini ve bıçağını çıkarıp -Öğretmenim iki dakika dışarı çıkmama müsaade eder misiniz?- diye soruyor. Öğretmen de izin veriyor. Necdet ihtiyaçtan değil, ellerini yıkamak için izin istiyor ve getirdiği elmalardan birini itina ile soyup bıçağın ucuna takarak öğretmenine ikram ediyor. Öğretmen 10 yaşındaki bir çocuğun bu hassasiyetini ve nezaketini sevgi ile izleyip Necdet’e ailesi ile tanışmak istediğini söylüyor.” diye devam etti.. “Bir bayram günü annem çiftliğin bahçesinde sütlaç pişiriyor. Bir yandan da o günkü şartlara göre gurbet kabul edilen çiftlikte ve hele Necdet’den uzakta bayram geçirmenin huzursuzluğunu yaşıyor. Aniden yardımcılarımızdan biri -Abla! Necdet ağam geliyor, baksana atın üstünde!- dedi. Gerçekten 10yaşında bir çocuk olarak tek başına ata binmiş ve bitişik köyden bizim köye kadar aradaki Merzimen Çayı’nı da geçerek gelmişti.” diyerek 3 tane anısını bizimle paylaşıyor..

67 senelik bir ömür, 5610 sayfa tutan 19 kitap, sayısız yazı ve makale.. Hakkında istenen toplam 264 yıl mahkumiyet, 130 yıl sürgün.. Tutuklandı, bıçaklandı, vuruldu ama kalemi elinden bırakmadı.. Sevenlerinin “Kurt Başlı Altın Kalem” ismini vermesi de bu yüzdendi..

“Sanık Yazılar” ile kendisini ve mücadelesini anlattı..

“Yazarını Kurşunlatan Yazılar” ile 12 Mart Muhtırası sonrasında kaleme aldığı yazıları, yani şu meşhur “264 yıl mahkumiyet, 130 yıl sürgün” istenen yazıları aktardı..

 

Bunları da Sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir