Üniversite Boşaldı

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 51
    Shares

“Bir gazete satıcısı çocuk var gücüyle bağırıp koşturuyordu: “Haydi yazıyor, gönüllüleri yazıyor! Hükumetin çağırdığı gönüllüleri yazıyor. Marmara denizindeki İngiliz Denizaltısını da yazıyoooor!”

Yer İstanbul… Profesör Emin Efendi, gazete satan çocuktan bir gazete aldı. Hükumet bildirisine bir göz attı. Çanakkale’ye; at, eşek, katır, nal, mıh, kağnı, araba… Para, yiyecek, giyecek. Her kim ne verirse kabulümüzdür, deniliyordu.

Profesör Emin Efendi gazetesini katlayarak aceleyle cebine sıkıştırıp, fakülteden içeri girdi. Vakit mi ters idi acaba? Sanmıyordu ama bu ölü sessizliği insana, olabilir dedirtiyordu.

[the_ad id=”5325″]

Kapıya baktı; yedi rakamını uzunca bir bakışta süzdü, o da doğruydu. Fakat neden sessizdi bu kadar böyle Yarabbi?

Ölü evlerinin ölü akşamlarında, ölü aşıkların gölgelenmesinde bir gıcırtıyı hatırlatırcasına gıcırdadı kapı, açıldı. Korku değildi Emin Efendi’nin hissetiği fakat ondan beter bir çekinişti; öylece baktı.

Dershane bomboştu.
[the_ad id=”5715″]
O bomboşluk, alnına bir taş gibi gelip vurdu.

Profesör Emin Efendi’nin yüzü paramparça düştü. Boş sıralara öylece bakakaldı; neden sonra tahtadaki yazı gözüne çarptı. Arap harflerinin bir güzel karınca dizisi halinde sırt sırta uzayıp sıralandığı kara tahta gülümsüyordu. Gözlüğünü burnuna yerleştirdi. Sırtı, sınıfa dönüktü, sıralara. İlk iki sözü okuyunca, omuzları dikleşiverdi. Artık arkasındaki boş sıraların dolduğunu sezinliyordu; bütün talebe gelmiş, yerlerine yerleşmiş, bir ağızdan çıkan sesi duyuyor gibiydi. Profesör Emin Efendi; kendisi de içten içe, sindire sindire okudu tahtada yazılanları: “Muhterem Hocam! Ayasofya Camii’ndeki hutbeleriniz ve dershanedeki derslerinizden, Çanakkale’de, milletimizin namusunun direnmesi gerektiğine inandığımız için, gidiyoruz. Yüreğiniz rahat olsun. Orada, milletimizin namusu olan Çanakkale’de senin talebelerin bir gönüllü birliği oluşturarak ve tek bir kişi gibi hareket ederek sömürgecilerin karşısına çıkacak. Duaların üstümüzden eksik olmasın. Hakkını ve emeklerini helal et… Lütfen!”

Bitirince sustu, bütün sınıf da; o bir ağız olmuş onca çocuk susunca, tek bir ses, yazıların altındaki imzayı okudu: “Bütün çocukların adına; 403 Nizami.”

Kaynak: Ey Çanakkale / Said Alpsoy / Gelenek Yayınları

[the_ad id=”5196″]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir