Üniversite Boşaldı

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 47
    Shares

“Bir gazete satıcısı çocuk var gücüyle bağırıp koşturuyordu: “Haydi yazıyor, gönüllüleri yazıyor! Hükumetin çağırdığı gönüllüleri yazıyor. Marmara denizindeki İngiliz Denizaltısını da yazıyoooor!”

Yer İstanbul… Profesör Emin Efendi, gazete satan çocuktan bir gazete aldı. Hükumet bildirisine bir göz attı. Çanakkale’ye; at, eşek, katır, nal, mıh, kağnı, araba… Para, yiyecek, giyecek. Her kim ne verirse kabulümüzdür, deniliyordu.

Profesör Emin Efendi gazetesini katlayarak aceleyle cebine sıkıştırıp, fakülteden içeri girdi. Vakit mi ters idi acaba? Sanmıyordu ama bu ölü sessizliği insana, olabilir dedirtiyordu.

Kapıya baktı; yedi rakamını uzunca bir bakışta süzdü, o da doğruydu. Fakat neden sessizdi bu kadar böyle Yarabbi?

Ölü evlerinin ölü akşamlarında, ölü aşıkların gölgelenmesinde bir gıcırtıyı hatırlatırcasına gıcırdadı kapı, açıldı. Korku değildi Emin Efendi’nin hissetiği fakat ondan beter bir çekinişti; öylece baktı.

Dershane bomboştu.

O bomboşluk, alnına bir taş gibi gelip vurdu.

Profesör Emin Efendi’nin yüzü paramparça düştü. Boş sıralara öylece bakakaldı; neden sonra tahtadaki yazı gözüne çarptı. Arap harflerinin bir güzel karınca dizisi halinde sırt sırta uzayıp sıralandığı kara tahta gülümsüyordu. Gözlüğünü burnuna yerleştirdi. Sırtı, sınıfa dönüktü, sıralara. İlk iki sözü okuyunca, omuzları dikleşiverdi. Artık arkasındaki boş sıraların dolduğunu sezinliyordu; bütün talebe gelmiş, yerlerine yerleşmiş, bir ağızdan çıkan sesi duyuyor gibiydi. Profesör Emin Efendi; kendisi de içten içe, sindire sindire okudu tahtada yazılanları: “Muhterem Hocam! Ayasofya Camii’ndeki hutbeleriniz ve dershanedeki derslerinizden, Çanakkale’de, milletimizin namusunun direnmesi gerektiğine inandığımız için, gidiyoruz. Yüreğiniz rahat olsun. Orada, milletimizin namusu olan Çanakkale’de senin talebelerin bir gönüllü birliği oluşturarak ve tek bir kişi gibi hareket ederek sömürgecilerin karşısına çıkacak. Duaların üstümüzden eksik olmasın. Hakkını ve emeklerini helal et… Lütfen!”

Bitirince sustu, bütün sınıf da; o bir ağız olmuş onca çocuk susunca, tek bir ses, yazıların altındaki imzayı okudu: “Bütün çocukların adına; 403 Nizami.”

Kaynak: Ey Çanakkale / Said Alpsoy / Gelenek Yayınları

Bunları da Sevebilirsiniz

  • Kibir, Küçümsenmeye Dönüşür…21/07/2018 Kibir, Küçümsenmeye Dönüşür… Savaş başlamadan düşman Türkleri adam yerine koymayan, devleşmiş bir kibrin sahibidir. Oysa savaşın sonlarına doğru, herkesin gerçekte ne […]
  • Bu Hesap Ahmet Rıfkı’nın Kanıyla Ödenmiştir.28/08/2018 Bu Hesap Ahmet Rıfkı’nın Kanıyla Ödenmiştir. İstanbul Vefa Lisesi’nde, Fransızca Öğretmeni olan Ahmet Rıfkı 30 yaşlarındaydı ve aynı semtte annesiyle beraber oturuyordu. 1915 […]
  • Esirlere Teselli26/08/2018 Esirlere Teselli "Büyük Fransız edibi Pierre Loti "Le Question Armenienne" isimli eserinde Çanakkale Savaşı'nda sahile yüzerek çıkan Fransız […]
  • Bouvet Batıyor… Suda Kayan Bir Tabak Gibi…11/07/2018 Bouvet Batıyor… Suda Kayan Bir Tabak Gibi… Saat 13:30 olmuştur... Fransız bandıralı Bouvet zırhlısı ileri yanaşır ve Rumeli Mecidiyesi bataryasının ateşi bir çelik tufanı halinde […]
  • Katır Süvarisi Yahudiler: Siyon Katır Alayı24/07/2018 Katır Süvarisi Yahudiler: Siyon Katır Alayı Çanakkale savaşının en az bilinen ve en ilginç yönlerinden biri, Yahudiler tarafından kurulmuş olan katır alayıdır... İngilizler'i ikna […]
  • İltifat Kuyruğu…06/07/2018 İltifat Kuyruğu… "Ordunun yardımı olmaksızın Filo'nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu […]
  • Oğluma Ne Oldu?11/07/2018 Oğluma Ne Oldu? "12. Tümenin İzmir'deki 35. alayı Çanakkale'ye gönderiliyordu. 10 Temmuz 1915'en hareket eden tren İstanbul'a doğru yola çıktı. Askerler […]
  • Bedeli Çanakkale’de Ödenecektir24/06/2018 Bedeli Çanakkale’de Ödenecektir Askerlik vazifesi yaparken vatan uğrunda şehadet mertebesine ermek veya gazi olmak her Türk için tabii bir şeydir. Ancak bu 45 şehit ve […]
  • Sen de Gel14/08/2018 Sen de Gel "O karanlık günlerin canlı tanıklarından olan, İstanbul lisesinin 47 yıllık emektar öğretmenlerinden Esat Lami Akman anlatıyor: Bir […]
  • Benim Gözlerim Göreceğini Gördü03/07/2018 Benim Gözlerim Göreceğini Gördü O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en […]
  • Kınalı Koçlar27/07/2018 Kınalı Koçlar "Günlerden bir gün yine taptaze Mehmetçikler kim bilir nerelerden gelerek Çanakkale bölgesine sevk olunmuşlardı. Yüzbaşı Sırrı Bey bu […]
  • Dayanamadım Komutanım31/05/2018 Dayanamadım Komutanım İbrahim oğlu Ramazan 127. Alay erlerindendir. Eğitim sırasında, düşmana zayiat verdirirken kendisini koruması gerektiği öğretilir. Fakat […]
  • Seni de Anam Kurtardı!16/07/2018 Seni de Anam Kurtardı! "Cephede kopan ayağının yerine tahta bir bacak takılmış bir Mehmetçik, İstanbul'a dönmektedir. Ve yanında İstanbul'daki bir askeri […]
  • Yakılan Esirler06/08/2018 Yakılan Esirler "Çanakkale mahşeri" adlı romanı için Çanakale Savaşı'nı yıllarca araştıran Mehmed Niyazi, esirlerimize uygulanan vahşeti başka bir […]
  • Türk Askeri Müthişti06/07/2018 Türk Askeri Müthişti Paris'teki bir huzur evinde son günlerini geçiren, Çanakkale Savaşı'nın hayattaki tek Fransız gazisi Stocanne Türk askerini işte bu […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir