Abdülhamid Han (=Gök Sultan) – 2

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 13
    Shares

Bu yazının başlangıcı ve 1. bölümünü okumak için tıklayınız.

Çok namuslu ve dindar bir adam olduğu için, asla kan dökmemiştir. Mithat Paşa’yı öldürttüğü hakkındaki söylenti iftiradır. Gerçi o, Mithat Paşa’dan şüphe ediyor, onun Sultan Aziz’i öldürtmüş olduğuna inanıyordu. Fakat, dindar bir insan olarak, kan dökmekten, bütün hayatınca çekinmiş, Mithat Paşa ile arkadaşlarının idam kararlarını müebbet hapse çevirmişti. İsteseydi idam kararını imzalayamaz mı idi? Buna hangi kuvvet engel olabilirdi? Bunu yapmayarak, sonra, Talif’te suikasta girişecek kadar az zekalı mı idi?

Memleketi doğrudan tehdit eden Moskof emperyalizmi ile batıdan tehdit eden Avrupa emperyalizmi ve onun temsilcisi İngiltere’ye karşı devleti savunan Sultan Hamid, ayrıca azınlıklar ve gafil hürriyetçiler ile de uğraşmaya mecbur olmuş, güneyden gelen siyonizme de göğüs germiştir.

Sultan Hamid için, Osmanlı İmparatorluğunu, soyumuzun düşmanı Moskoflarla hilafetin düşmanı İngiltere’ye, devletimizin düşmanları siyonizme ve azınlıklara, rejimin düşmanı hürriyetçilere karşı savunmak meselesi ve vazifesi vardı. Bunun için de, kendisinin, devlet başkanı kalması gerekti. Kendisi çekilirse, devletin tutunamayacağı hakkındaki düşüncesinin doğruluğu, çok geçmeden gerçekleşmiştir.

Şimdi, bu kadar büyük bir davanın karşısında, Peyami Safa’nın ileri sürdüğü İsmail Safa’nın sürgün edilmesi gibi hadiselerin ne ehemmiyeti olabilir? İsmail Safa ne istiyordu. Oğlunun iddiasına göre hürriyet! Yani meşrutiyet, serbest seçim. Yani bir alay Arap, Arnavut, Ermeni, Rum, Bulgar, Yahudi ve Sırp’ın Türkiye’nin kaderi hakkında söz sahibi olması.. Şimdi akıl, anlayış, vicdan ve milli şuur sahibi olarak düşünelim: Böyle bir sonuca razı olunabilinir mi?

Sultan Hamid, sürgün ettiklerine aylık da bağladığına göre, Anadolu’nun en sağlam havalı yerlerinden biri bulunduğu, ahalisinin dinç ve gürbüz yapısı ile belli olan Sıvas’ta İsmail Safa’nın ölmesi Sultan Hamid’in kabahatı mı dır?

Babasına karşı beslediği sevgi dolayısıyla, Peyami Safa’nın bazı özel düşünceleri olması tabiidir. Fakat, her gün binlerce kişiye seslenen bir yazarın, Sultan Hamid gibi büyük bir padişahı, Osmanlı sultanlarının en cahili ve kanlısı diye göstermeye kalkması, doğru mudur.

“Bu dünyada herkes bir çok şeyin cahilidir. Yeter ki kendi işinin cahili olmasın! Kendi işinin ehli olduğunu bin bir delille ispat etmiş bulunan Sultan Hamid ise asla cahil değildir. Onun bir yüksek okul ve hatta lise diploması yoktu. Fakat özel öğretmenlerle hayattan ve içinde yetiştiği büyük ve muhteşem hanedandan çok cevherli şeyler öğrenmişti. Ressam, hattat ve musikişinas idi. Doğu ve batı dillerinden bazılarını biliyordu. Kurduğu çok değerli Yıldız Kütüphanesi, bugün, Üniversite Kütüphanesi’nin temelini teşkil etmektedir. Bayazıd Umumi Kütüphanesi’ni de yine o kurdu. Yani Sultan Hamid, Türk kültürüne kütüphane kurarak, pek çok okul açarak ve ilmi eserler yazdırarak hizmet etti.

Onun katil olduğu yalan, kızıl sultan olduğu iftiradır. Avrupalıların ve Ermenilerin yakıştırdığı kızıl sultanlığı benimsemek, onların emellerine hizmet etmek olmaz mı?

Sultan Hamid, kızıl değil “Gök Sultan” dır. Herkeste bulunması mümkün ufak tefek kusurlarını şişirip erdemlerini inkar etmekle ne Türk tarihi, ne de Türk milleti bir şey kazanır. İsmail Safa, İngiliz- Boer savaşında, İngilizlerin bir başarısını, onların elçiliklerine giderek tebrik ettiği için, Sultan Hamid tarafından, haklı olarak, sürgün edilmiştir. Belki İsmail Safa, o zaman, İngilizlerin nasıl bir Türk ve Müslüman düşmanı olduğunu bilmiyordu. Fakat, geniş haber alma imkanları ile her şeyi bilen Sultan Hamid, memleket aydınlarının düşman elçilikleriyle temasına müsaade edemezdi.

Şimdi insafla düşünülsün: Hiçbir sebep yokken, sırf yurtlarındaki elmas madenlerini zaptetmek için,  bir avuç Boer’e büyük ordularla saldıran İngiltere’yi tebrik etme hangi hürriyetçilik anlayışının sonucudur.

O günkü İngiltere’yi Boerleri yendi diye tebrik etmekle, bugünkü Moskofları Finlere karşı başarılarından dolayı alkışlamak arasında ne fark vardır.

Merhum Gök Sultan Abdülhamid Han, bütün hayatında bir fikir, devleti ayakta tutmak ve hazırlamak için yaşadı. Siyasi dehası ile Avrupa’yı ve Moskof’u oyalıyor, bir yandan da demiryolu ve okul ile Türk milletini kuvvetlendirmeye çalışıyordu.

Sultan Hamid ile onun düşmanları olan hürriyetçileri ölçüştürmek için, yalnız şu noktaya bakmak yeter: Hürriyet kahramanları (!), hürriyeti yok edip yüzlerce masumu astırdıktan sonra, savaşa soktukları devlet yenilince, hırsızlar gibi kaçtılar. Gök Sultan, bir tek siyasi idam yapmadan, en korkunç siyasi güçlükleri atlatarak 33 yıllık saltanatında devleti ayakta tuttuktan sonra tahtından indirilirken, Moskof çarının Rusya’ya davetini, Selanik’ten Alman gemisiyle İstanbul’a gelirken de Alman İmparatorunun davetini reddederek vatanında bir sürgün ve mahpus gibi yaşamayı tercih etti.

Türkiye, dört sınırında yangınlar olan bir ev, Sultan Hamid, o yangınların eve bulaşmaması için ateşe su serpen, kum döken ve keçe kapatan bir savunucusu idi. Bu koşuşmaları sırasında yoluna çıkan bir iki çocuğu çarpıp düşürdüyse, suç onun değildir. Çünkü, yurdun çevresinde yangınlar göğe yükseliyor ve Gök Sultan, alevleri içeri sokmamak için didiniyordu.

Ve Sokmadı da..

Ne diyelim? Durağı Cennet olsun…

(Ocak, II. sayı, 2 Mayıs 1956)

Kaynak: Hüseyin Nihal Atsız / Türk Tarihinde Meseleler / İrfan yayınevi

 

 

 

 

 

 

Bunları da Sevebilirsiniz

  • Abdülhamid Han (=Gök Sultan) -102/08/2018 Abdülhamid Han (=Gök Sultan) -1 Toplumun en büyük haksızlığına uğramış tarihi şahsiyetlerden biri, 2. Abdulhamid'dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü […]
  • 30 Ağustos ve Türk Ordusu23/08/2018 30 Ağustos ve Türk Ordusu 30 Ağustos deyince, tabii, akla hemen Türk ordusu geliyor. Türk ordusunu düşününce de, insan, ister istemez geçmişin derinliklerine […]
  • Türkçüler Günü (3 Mayıs)19/10/2018 Türkçüler Günü (3 Mayıs) İnsanlık tarihiyle birlikte var olan ve tarihi kahramanlıklarla, şanla, şerefle dolu Türk milletini ayakta tutan, millî birlik ve […]
  • Türk Destanı Üzerinde Çalışanlar06/09/2018 Türk Destanı Üzerinde Çalışanlar Benim bildiğime göre, Türk destanı üzerinde ilk çalışan Türk, Ziya Gökalp'tir. Gökalp, iyi bir şair olmamakla beraber, Türk destanının […]
  • Türk Kara Ordusu Ne Zaman Kuruldu – makale- Nihal Atsız25/07/2018 Türk Kara Ordusu Ne Zaman Kuruldu – makale- Nihal Atsız 1963'te Kara Kuvvetleri Komutanı radyoda yaptığı konuşma ile Türk Kara Kuvvetlerinin 600. kuruluş yılını kutladığı gibi, daha yüksek […]
  • Türk Kimliğinin Ortaya Çıkışı ve İlk Türkler14/07/2018 Türk Kimliğinin Ortaya Çıkışı ve İlk Türkler Türk Kimliğinin Ortaya Çıkışı ile Türklerin kendilerine Türk demeye başlaması, Türk Kelimesinin anlamını ve İlk Türk toplumları hakkında […]
  • Ahıska Türkleri’nin Sürgün Hayatı14/11/2018 Ahıska Türkleri’nin Sürgün Hayatı Stalin liderliğindeki Sovyetler Birliği, 14 Kasım 1944'te Gürcistan’ın Ahıska bölgesinde yaşayan onbinlerce Ahıskalı Türk’ü "sınır […]
  • Mimar Sinan16/06/2018 Mimar Sinan (1490-1588) Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik […]
  • Türk Destanları26/07/2018 Türk Destanları Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Türk edebiyat geleneği içinde “destan” terimi […]
  • 2. Kıbrıs Barış Harekatı (14 Ağustos 1974)20/07/2018 2. Kıbrıs Barış Harekatı (14 Ağustos 1974) Birinci Cenevre Konferansında adeta zaman kazanmak için anlaşmaya uyan Rum tarafı II. Cenevre Konferansında alınan kararlara itiraz etmeye […]
  • Malazgirt Savaşı24/08/2018 Malazgirt Savaşı Türk tarihinin en şanlı zaferlerinden biri olan Malazgirt Meydan Savaşı için, aydınlarımız arasında iki yanlış telakki yerleşip kabul […]
  • 1. Kıbrıs Barış Harekatı (20 Temmuz 1974)20/07/2018 1. Kıbrıs Barış Harekatı (20 Temmuz 1974) Türk Devletinin nefesi tükenmiş ve askeri müdahale şart olmuştu. Tarihler 20 Temmuz 1974 tarihini gösterdiğinde Türk uçakları Kıbrıs […]
  • İran’da Bir Türk Futbol Takımı – Traktor Sazi11/02/2019 İran’da Bir Türk Futbol Takımı – Traktor Sazi Azerbaycan Türk Devleti aslında Sovyetler Birliği ve İran sınırları içinde kalan Azerbaycan topraklarının Sovyet Rusya sınırları içinde […]
  • Sivas Ellerinde Sazım Çalınır Türküsünün Hikayesi06/12/2018 Sivas Ellerinde Sazım Çalınır Türküsünün Hikayesi 1588'in baharında Sivas valisi Hızır Paşa'dan haber geldi Banaz'a. Eski mürit, şeyhi Pir Sultan Abdal'ı çağırıyordu. Atlıların arasına […]
  • Abdurehim Heyit10/02/2019 Abdurehim Heyit Kırgız şarkıcı ve müzisyen. 1964 yılında Kashgar'da dünyaya geldi. Duthar çalmaya istek ve arzusu onu kısa vakitte bilinen bir sanatçı […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir