Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem Türküsünün Hikayesi

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 18
    Shares

Çok geniş bir alanı kapsar Çukurova. Ovalar, dağlar, vadiler, uçurumlar kucaklaşır birbirleriyle. Böylesine değişik özellikte doğa yapısı vardır. Her birinin ayrı bir çekiciliği büyüler kişiyi. Güzellikte birbirleriyle yarışırlar sanki. İnsanları da doğanın bu yapısına benzer özelliktedir. Kiminin ocağında et, kimininkinde dert kaynar. Kiminin ocağında da hiçbir şey kaynamaz. O nedenle Akdeniz’den doruklarına dek sanat kokar Çukurova. Verimli topraklarından destanlar fışkırır, masallar fışkırır, türküler fışkırır. Ozanı, yazanı çoktur Çukurova’nın. Onlardan biri de Karacaoğlan.

Saz elinde, türküler dilinde kara çadırından fırlayıp çıkar bir gün. Gönlü ve gözü uzaklardadır. Bu büyülü topraklardan uzaklaşıp başka güzeller, başka güzellikler arayacaktır. “Gönül ne gezersin sarp kayalarda/ İniver aşağı yola gidelim/ Bir güzel sevmeyle gönül eğlenmez / Güzeli çok olan ele gidelim.” diyerek düşmüştü yola. Yakınlarda sevgilisi vardı. Ona veda etmeyi düşündü. Gözleri yaşlıydı sevgilinin. “Gitme!” diye yalvarmayacaktı. Yararı yoktu bunun. Kararı verdi mi dur durak bilmezdi. Yakınlarda ulu bir ardıç vardı. Ona doğru birlikte yürüdüler. “Bir türkü söyleyip öyle git; bir daha seni ne zaman görürüm, sesini ne zaman duyarım kim bilir?” dedi kolları boynunda Karacakız. İşte bu türküyü o zaman çalıp söyledi Karacaoğlan.

Elâ gözlüm ben bu ilden gidersem
Zülfü perişanım kal melûl melûl
Kerem et aklından çıkarma beni
Ağla göz yaşını sil melûl melûl

Yiğit, ey sevdiğim sen seni gözet
Karayı bağla da beyazı çöz at
Doldur ver bâdeyi, bir dahi uzat
Ayrılık şerbetin ver melûl melûl

Elvan çiçeklerden sokma başına
Kudret kalemini çekme kaşına
Beni unutursan doyma yaşına
Gez benim aşkımla yâr melûl melûl

Karaca Oğlan der ki, ölüp ölünce
Ben de güzel sevdim kendi halimce
Varıp gurbet ile vâsıl olunca
Dostlardan haberim al melûl melûl

Bu türkü için ağlatan bir anekdot
Bu türküyü Çanakkale savaşında bir Erzurum yöresinden bir asker geceleri siperden söylerdi. Sadece metreler mesafesinde karşılarında Anzak askerleri her gece beklerdi bu güzel türküyü ve güzel sesi, Anlamasalar bile ruhlarına işlemiş dir. Bir gece ses ve türkü gelmedi, bir gece daha yine o güzel ses gelmedi, Anzaklar bir mesaj yazıp bir taşa bağlayıp Türklerin siperine attılar ve sordular, “Ne oldu o güzel sesli asker?” cevap şuydu “3 gün evvel vurdunuz!”

Bunları da Sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir