Aynı Sizin Gibi Öyküsü

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 15
    Shares

Liseye başladığımda başımdan iki önemli olay geçmişti. Bunlardan ilki, Charlie adında genç bir adama aşık olmamdı. O, liseyi bitirmek üzereydi, futbolcuydu ve mükemmeldi! Bu adamın evlenmek ve çocuk sahibi olmak istediğim adam olduğunu anlamıştım. Fakat maalesef ortada ciddi bir sorun vardı; Charlie benim varlığımdan bile habersizdi. Üstelik planlarımı da bilmiyordu!

İkinci önemli şey ise ellerimden bir daha ameliyat olmamaya karar vermemdi. Her iki elimde de altı parmakla doğmuştum ve parmaklarımda eklem yoktu. Ameliyat geçirmeye altı aylıkken başlamıştım ve 16 yaşıma gelene kadar toplam 27 kez ameliyat olmuştum. Cerrahlar fazla parmaklarımı almışlar ve bana eklem yapmışlardı. Yaklaşık 500 kadar el cerrahının önünde geçit töreni yapmıştım. Ellerim hala “normal”e dönmemişti ve ben artık yaşadıklarımdan bıkmıştım.

16 yaşıma geldiğimde “Benim bedenimi rahat bırakın!” deme hakkına sahip olduğumu farkettim. Ailem de verdiğim bu kararı destekledi ve istersem yetişkin olduktan sonra da ameliyat olabileceğimi söyledi. Fakat benim kafamdan farklı şeyler geçiyordu: Asla. Asla bir daha ameliyat olmayacağım ve ellerim böyle kalacak. Kararı vermiştim, o kadar.

Don adında bir arkadaşım vardı. Birinci sınıftan beri aynı sınıftaydık ve çok iyi arkadaştık. Bir gün öğleden sonra Don bize geldi ve yaklaşmakta olan yıl sonu balosu hakkında konuşmaya başladık. Bütün bir gece ne yapacağımızı bilmiyorduk, ama gece dışarı çıkmak bizi çok heyecanlandırmıştı.

Durup dururken Don bana baktı ve “Sen Charlie’den çok hoşlanıyorsun, değil mi?” diye sordu.
“Evet, hem de çok” diye yanıtladım onu.
“Ama Carol, biliyor musun ortada bir sorun var. Charlie seni hiç bir zaman istemeyecek.” diye sürdürdü sözlerini.
“Neden?” diye sordum ve kendi kendime düşünmeye başladım: Saçlarımı sarıya boyatacağım. Bu, her zaman işe yarar. Üstelik pon pon kızların lideri olacağım. Bir pon pon kız liderini herkes ister.

Fakat Don, “Carol, anlamıyorsun. Charlie hiçbir zaman seni istemeyecek, çünkü sen sakatsın.” dedi.
Sözlerini işittim. İnandım, hem de yürekten.
Sözleri sanki beynime çakıldı. Birinci sınıf öğretmeni oldum, çünkü herhangi bir sakatlığı olan birine çok yardımım dokunabilirdi.
Öğretmenlikteki ilk yılımda sınıfımda Felicia adında çok güzel bir kız vardı. Yaşamımda gördüğüm en güzel çocuktu. Bir gün öğleden sonra A yazmayı öğreniyorduk. Bütün sınıf sessizce çalışıyordu.

Gözüm Felicia’ya takıldı ve parmaklarını çapraz tutarak yazmaya çalıştığını farkettim. Sessizce yanına gittim ve kulağına fısıldadım: “Felicia, neden yazarken parmaklarını çapraz tutuyorsun?” Küçük kız o kocaman güzel gözlerini kaldırdı ve bana, “Çünkü Bayan Price, aynı sizin gibi olmak istiyorum.”

Felicia daha önce eli sakat birini görmemişti ve bunu bir özellik olarak gördüğü için, kendisi de bu özelliğe sahip olmak istiyordu. Hepimizin hoşlanmadığımız, hatta sakatlık olarak nitelendirebileceğimiz bir özelliğimiz olabilir. Kendimizi sakat ya da çok özel biri olarak görmek kendi elimizdedir. Bu seçimi yapabilmemiz de, yaşam biçimimizi belirler.

Carol Price
Tavuk Suyuna Çorba / Kadınların yüreğini ısıtacak öyküler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir