Şanlıurfa İnanç Turizmi Yönünden Gezilecek Görülecek Yerler

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 7
    Shares

Mevlid- Halil (Dergah) Camii ve Mağarası
Balıklıgöl Platosu’nda Hz. İbrahim’in doğduğuna inanılan mağara da bulunuyor. Yanı başındaki camiye de bu nedenle “Mevlid-i Halil” adı verilmiş (mevlid, “dünyaya gelmek” demek). Rivayete göre, devrin hükümdarı Nemrut, rüyasında o yıl doğacak bir çocuğun hükümdarlığına son vereceğini görür. Bunun üzerine, o yıl doğacak tüm erkek çocuklarının öldürülmesi emrini verir. Hamile olan Nuna, oğlu İbrahim’i gizlice bu mağarada dünyaya getirir. Hz. İbrahim’in yedi yaşına kadar bu mağarada kaldığı rivayet ediliyor. Halk tarafından Mevlid-i Halil Mağarası’ndan çıkan suyun zemzemden sonra en şifalı su olduğu kabul ediliyor. Mevcut kaynaklara göre, bugün caminin bulunduğu alanda Seleukoslar döneminde bir tapınak vardı. Sonrasında burada bir havra, ardından kilise yapıldı. Bizanslılar buraya Ayasofya’yı inşa etti. Son olarak ise Osmanlı döneminde (1523) aynı alanda cami yapıldı.

Hazreti İbrahim’in doğduğu Mevlid-i Halil mağarası

[the_ad id=”5715″]

Mevlid-i Halil Camii

Halil-ür Rahman Camii
Halil-ür Rahman Gölü’nün hemen yanında yer alan cami, medrese, mezarlık ve Hazreti İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü makamdan oluşan külliyenin bir parçası. Meryem Ana Kilisesi üzerine inşa edilen cami, halk arasında Döşeme Camii ve Makam Camii isimleriyle de biliniyor. 1211-12 yıllarında Selahattin Eyyübi’nin yeğeni Melik Eşref Muzefferüddin Musa tarafından yaptırılmış.

Halil-ür Rahman Camii

Balıklıgöl
İnanca göre, yedi yaşında saklandığı mağaradan çıkarılıp baba evine getirilen Hz. İbrahim, büyüyünce Kral Nemrut ile mücadele etmeye başlar. Bunun üzerine Nemrut, onu yakalatarak Urfa Kalesi’nin bulunduğu tepeye kurdurttuğu mancınıkla ateşe attırır. O anda Allah tarafından ateşe “Ey Ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilir. Ateş su, odunlar ise balık olur. Onun düştüğü yer de Halil-ür Rahman ve yakınındaki Aynzeliha gölleridir. Şanlıurfa’nın şüphesiz en şöhretli noktası, işte bu efsaneye konu olan Balıklıgöl. Etrafındaki asırlık çınar ve söğütler ve içindeki kutsal sayılan sazanlar ile doğal bir akvaryum görünümündeki göl, 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde, derinliği ise 2-3 metreyi buluyor. Göldeki balıklar halk arasında büyük saygı görüyor, yenilmeleri yasak. Dini bayramlar ile kandil gecelerinde burası ziyaretçilerle dolup taşıyor.

Balıklıgöl

[the_ad id=”5715″]

Eyüp Peygamber Makamı
Bugün “Eyüp Peygamber Makamı” olarak bilinen külliyede, şifalı olduğuna inanılan bir su kuyusu da bulunuyor. Tarih boyunca birçok komutan ve devlet adamı, iyileşmek için bu kuyunun soğuk suyuyla yıkanmış. Rivayete göre, Eyüp Peygamber ve karısı Rahime, cüzzam hastalığına tutulur ve bu mağarada uzun yıllar çile çeker. Allah inancını kaybetmeyen Hz. Eyüp imtihanı geçer ve şifalı su ile yıkanarak iyileşir. Karısı ile uzun yıllar yaşarlar.

 

Hazreti Eyüp Peygamber Makamı

Rızvaniye Camii ve Medresesi
Balıklıgöl’ün kuzey cephesinde bulunan Rızvaniye Camii, 1129 yılında Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından yaptırılmış. Giriş kapısıyla dikkat çeken caminin ahşap kapısı, çivi kullanılmadan geçme ve kakma teknikleriyle yapılmış. Camiinin avlusunu çevreleyen medrese ise 10 yıl sonrasına tarihleniyor. Tonoz örtülü medrese odalarının ön tarafları revaklı.

Rızvaniye Camii ve Medresesi

Reji Kilisesi
6. yüzyıla ait bir kilise kalıntısının üzerine 1861 yılında inşa edilen Reji Kilisesi, Hz. İsa’nın iki havarisinin anısına ithaf edildiğinden aslen onların ismini taşıyor. Ellisekiz Meydanı’nda bulunan yapı, 1924 yılında Urfalı Süryaniler Halep’e göç edene kadar aktif olarak kullanıldı. 1924 yılında Tekel İdaresi tarafından önce tütün fabrikası, sonra üzüm deposu olarak kullanıldı. Halk tarafından Tekel kelimesinin Fransızca karşılığı olan “regie”den (reji) dolayı da “Reji Kilisesi” olarak anılmaya başladı. Kiliseden çıkarılan yazılı mezar taşları Urfa Müzesi’nde sergileniyor. 1998’de restore edilen yapı, 2002’de Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi olarak hizmete girdi ve Sosyal etkinlikler için kullanılıyor.

Reji Kilisesi

Der- Yakup Kilisesi
Urfa Kalesi’nin batısında Damlacık sırtlarında kurulu yapının, Hıristiyanlığın ilk kiliselerinden olduğu tahmin ediliyor. MS 38 yılında Süryaniler tarafından kurulduğu düşünülüyor. Burası “Nemrut’un tahtı”, “Nemrut’un Mezarı” ve “Apgarın dağı” isimleriyle anılıyor. Süryaniler ise burayı Deyro D’Nalşotho, yani Ruhların Manastırı olarak adlandırılıyor.

[the_ad id=”5325″]

Germuş Kilisesi
Germuş Kilisesi, dünyanın en eski tapınaklarından Göbeklitepe’ye çok yakın bir mesafede; Germuş (Dağeteği) Köyü’nde bulunuyor. Ermeni kilisesinin inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 19. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. İki katlı taş yapı, farklı zamanlarda yapılan onarımlarla orijinal özelliğinden kısmen uzaklaşmış.

Germuş Kilisesi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir