Seyit Onbaşının Sırtında 275 Kg.

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 49
    Shares

18 Mart Günü akşam üstüne doğru Mesudiye bataryasının tam ortasına düşen bir düşman mermisi bataryanın altını üstüne getirmiştir. Şokun etkisiyle bayılan Seyit onbaşı, yattığı yerden doğrulmaya çalışırken başucundaki Niğdeli Ali’ye sorar: “Arkadaşlar neredeler?” Niğdeli Ali başını göğsüne düşürerek cevap verir:

“Mertebelerini buldular.” Batarya personelinden 14 şehit ve 24 yaralı vardır. Ali ve Seyit’le beraber ayakta olanlar ise bir elin parmaklarını geçmemektedir.

Seyit Onbaşı hüzünle çevresini süzer… Mehmetlerle beraber toplar da savaş dışı kalmıştır. Biri hariç… Fakat onun da mermiyi namluya taşıyan vinç tertibatı bozulmuştur… Sonra Seyit’in bakışları denize kayar… Mesudiye’nin işini gördüğünden emin “Ocean” ateşini diğer bataryalara kaydırmış, alev ve çelik halinde ölüm püskürmektedir. Seyit’in dişleri gıcırdar… Bir gemiye, bir bataryanın enkazına, bir vinci kırık topa ve bir de topun yanında yerde duran mermilere bakar…

[the_ad id=”5325″]

Niğde’li Ali’ye döner: “Ali” der, “Yardım et şunlardan birini sırtıma alayım”. Şunlardan biri dediklerinin her biri 275 kg. dır. Niğdeli yüzünü acıtarak cevap verir: “Vazgeç Seyit başaramayız!” fakat Seyit İngiliz General Maude’in deyimiyle: “Başka milletlerin ordularının savunmadan bile ümit kestikleri durumlarda, saldırı üstüne saldırı düzenleyen bir ordunun milletin ve dinin” mensubudur. Hırsla mermilerden birine el atar, sırtına almaya çalışır, vıcık vıcık gres yağına bulanmış mermi kayar, yerinden koparamaz. Seyit elini toprağa bular bir daha dener… Ağzından çıkan “Ya ALLAH (C.C.) ! ” hayrıkışını takip eden ikinci ses, kaburga kemiklerinin çatırtısı olur… 275 kg. Seyit’in sırtındadır… Topun namlusuna çıkan 6 basamağın her biri Seyit’ten gelen kemik çatırtılarının dinler… Sonra mermi namluya sürülür ve 28’lik ateşlenir. Kısa düşmüştür ve “Ocean” başka bataryaların üzerine ölüm püskürtmeye devam etmektedir. Seyit aynı gayreti bir daha tekrarlar…

Mermi yine kısa düşer… Ve üçüncü “Ya ALLAH’ın ” mermisi ve Seyit’in üçüncü kemik çatırtısı senfonisinin üçüncü kınalı koçu, “gavurun” kıç üstünü darmadağın eder… Dümen tertibatı bozulan “Ocean” deli danalar gibi dönüp durmakta etrafındaki diğer düşman gemileri “kazaya uğramamak” için hızla kaçmaya çalışmaktadır. Harman döven Ocean’ın işini bitiren ise 10 gece önce Nusret’in döktüğü mayınlardan biri olur. Gemi boğazın dibini boylar. Ocean’ın kaptanı ise bağırıp durmaktadır: “Hani bu tabya susturulmuştu?”

[the_ad id=”6546″]

İki gün sonra Mesudiye tabyasını teftişe gelen Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Bey, Seyit’in gücünü kendi gözleriyle de görmek ister.
Çok uğraşır Seyit Onbaşı fakat 275 kiloluğu yerinden bile kıpırdatamaz… Cevat Bey hayal kırıklığıyla sorar: “Oğlum bu mermiyi önceki gibi kaldırabilmen için ne yapman lazım?” Seyit’in cevabı kısa ve nettir: “Kumandanım! Gavurun gemisini yine karşımda görmem lazım.”

[the_ad id=”5196″]

Kaynak: Ey Çanakkale / Said Alpsoy / Gelenek Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir