Ruhsati

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 11
    Shares

Sıvas ilinin Kangal ilçesinin Deliktaş bucağında doğmuştur. Doğum yılı yakın zamanlara kadar tartışmalı olmakla beraber, bir şiirinde:
Elli birde zuhur edip
Doğup cihana geldim ben
Altmışında aşık oldum
Dalıp ummana geldim ben
diyen Ruhsati’nin 1251’de (1835) doğduğu anlaşılmaktadır. Ruhsati hakkında en etraflı araştırma yapan Doğan Kaya da Ruhsati’nin yaşadığı devri 1835 – 1911 yılları olarak vermek suretiyle (Sivas’ta Aşıklık Geleneği ve Aşık Ruhsati, s.107 -109) bu duruma açıklık getirmeye çalışmıştır.

Ruhsati bir köy şairidir. Ömrünün bir kısmını gurbette geçirip tekrar Deliktaş’a döndüğü için Deliktaşlı Ruhsati olarak da adlandırılmıştır. Şairin “Ben bilirim Şeyh Mehmet’tir Pederim / Ruhsatiye eş ben oldum ağlarım” mısralarından hareketle babası Şeyh Mehmet, annesinin ise Safiye adını taşıdığını Eflatun Cem Güney söylemektedir. (Ruhsati/Hayatı ve Şiirleri, s.7) Şairin öz adının Mustafa olduğu “Mustafa’dır öz adım/ Mahlasım Ruhsat koydum” mısralarından anlaşılmaktadır. Ruhsati mahlasını almadan önce İcadi ve Cehdi mahlaslarını da kullandığı
“Bir zaman İcadi bir zaman Cehdi
Şimdi de Ruhsati Baba dediler”
mısralarından anlaşılmaktadır. Şair oni iki yaşında hem yetim hem öksüz kaldığını,

[the_ad id=”5715″]
“On ikime kadem bastım başıma kıldım nazar
Peder meder gitti yetim yaşıma kaldım nazar
Firkat ile aktı gözüm yaşıma kıldım nazar
Mescide çekti gönlüm takvayı gösterdi bana”
dörtlüğünde bildirmekte (Arslan Kaya, Aşık Ruhsati, s. 108)

Ruhsati’nin yeterli bir tahsil görmediği kanaati yaygındır. Ancak şiirlerinden ve Uğru ile Kadı Hikayesi’ni nazma çekmesinden, özellikle ayet, hadis ve kelam-ı kibara yer vermesinden Arapça’ya yabancı olmadığı sanılmaktadır. Bir caminin inşası için söylediği “Tarihini tarz eyledim Hesab-ı ebced ile/ Biri gayın birisi şin ba ile tamam gibi” mısralarından onun ebced hesabını da bildiği anlaşılmaktadır.
“Eğer nikahtan sorarsan dördü bitirdim tamam
Eğer evlattan sorarsan yigirmi üçtür heman
Eğer devletten sorarsan bir himarım var inan
Arzumanım anın için kınaman yaştır benim. ” diyen Ruhsati’nin dört evlilik yaptığı ve bu evliliklerden 23 çocuğunun olduğu anlaşılmaktadır.

[the_ad id=”6546″]

Kısa sayılmayacak bir ömür süren Ruhsati, bu ömrü süresince sıkıntı içinde yaşamış, başta hanımlarının ve çocuklarının ölümü olmak üzere büyük acılara katlanmıştır. On iki yaşında, yani daha çocuk sayılacak bir yaşta babasını ve annesini kaybetmiş, uzun süre Deliktaş ağalarından Ali Ağa’nın yanında hizmetkarlık yapmış ve daha sonra hayatın zor şartlarına yenik düşmemek için çeşitli işlerde çalışmak zorunda kalmıştır. Bu işler arasında çobanlık, amelelik, yarıcılık, duvarcılık, su bekçiliği bilinenlerdir.

Devlet ricalini konu alan bir şiirinden dolayı hapse atıldığı ve uzun süre Sivas Kapalı Cezaevi’nde yattığı
“Burası Hazret-i Yusuf makamı
Yatalım bir zaman ne olur olsun
Günde kase kase zehir verseler
Yutalım bir zaman ne olur olsun”
mısralarından anlaşılmaktadır.
Sıkıntılı bir ömür sonunda doğduğu köy olan Deliktaş’ta ölen Ruhsati’nin mezarı, kendisinden önce ölen Aşık Minhaci’nin mezarı yanındadır. Mezarı 1971-1974 yılları arasında Sivas’ta valilik yapan Celal Kayacan tarafından yaptırılmış, mezar taşına şu dörtlük yazılmıştır.
“Ruhsati Azrail gezer kastıma
Hakkım helal olsun eşim dostuma
Bir belli taş dikin başım üstüne
Bir gün devir döner belirsiz olur.”

Not: Şiirleri ve şiirlerinde örnekler zaman zaman şiirler bölümümüzden verilecektir.

[the_ad id=”5196″]

Bunları da Sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir