Tufanda Afet – Can Yücel

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 5
    Shares

Karanlığın dalları dalıyor bedenimi
Kuzguni yapraklar yığılıyor üstüme
Gömülüyorum.
Bu karabasanın altında bir aralıktan
Bakıyorum gökyüzüne
Rüzgarda ufalanmış bulutlar ardında ay
Yarım bir limon kabuğu
Birşeylerden kaçıyor acele,
Derken bir sokakta buluyorum kendimi
Anadan doğma,
Dinar Bandosu geçiyor önümden
Yıkık evlerin bacalarını çala çala
Ardında sakat çocuklar
Biri yanımdakini dürtüp beni gösterdi parmağıyla
Bende pis pis sırıttım,
Yanıma dostum köpek geldi prenses
Bu mahallenin muhtarı

[the_ad id=”5898″]
Kapı kapı dolaşıyor yiyecek için
Bir bir dedikoduları yiyor
O anlattı Gocadağ’la bulutların
Ağızdan çiftleştiklerini yalanarak,
Bir fırtına koptu önceden biliyordum
İçimizin kararmasından
Ve hanımelinin altına sinmiş
Azman kurbağanın ötmesinden,
Başladı medarsız bir medar yağmuru
Böylesini ömrümde Seylan’da
Bir motorla vapura yetişirken yemiştim
Kore’den dönüşte, bu da iki,
Derin su taştı, onbir ayları
Bademleri dutları hep götürdü
Beni de kaptı kapamaca
Suların içinde giderken Abbas
Bir minareye uzattım elimi battı balçığa
Bir şarap şişesine uzandım boştu.
Bu şiiri size boğulmadan önce yazdım
Kaygusuz Abdalca

Can Yücel

[the_ad id=”2463″]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir