Erzincan’a Girdim Ne Güzel Bağlar Türküsünün Hikayesi

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 32
    Shares

Türkler sıkıntılardan, yokluklardan, savaşlardan doğmuştur. Türküler insanlarımızın dertlerini, hüzünlerini, sıkıntılarını dile getirmek içindir. İşte bu türkülerden biri daha;

Birinci Dünya savaşında Anadolu dört bir yandan düşman askerleriyle kuşatıldı. Sömürgeci devletler Anadolu’nun içlerine doğru ilerleyip, Anadoluyu, yakmaya, yıkmaya, ve yağmalamaya başlamışlardır. 1916 yılında Ruslar Osmanlı Vatandaşı olan Ermeni’lerle birleşerek  Erzurum’u alarak Erzincan’a doğru ilerlemeye başlarlar. Buldukları insanları türlü eziyetlerle öldürmüş, evlerini barklarını ateşe vermiş, kimilerini de canlı  canlı evlerinde yakmaya başlamışlardır.

Erzincanlı tedirgindir. Halk yükte hafif pahada ne varsa yanına alarak yollara koyulur. Çoluk, çocuk, genç ihtiyar perişandır. Yollarda konaklaya konaklaya atlarla, arabalarla İç Anadolu içlerine doğru göçmektedirler. Bir Muhacirlik, hayatı başlamıştır. Yollarda insanlar bir kıtlık hayatı yaşamıştır. Hatta bazıları çevre bitkilerini yiyerek karnını doyurmak zorunda kalmıştır. Bu göçten bir çok aile parçalanmış. Gurbet ellerinde zorlukların yükü ile in içmiştir Sonradan yurtlarına, memleketlerine dönen Erzincanlılar memlekete özlem ve göç günlerindeki duygularını türkülerle, hikâyelerle dile getirdiler. Erzincan’a girdim Türküsü, uzun havası bunlar içersinde en kalıcı olanlardan birisidir. Hüzünlü Erzincan’ı dile getirir.

 

Erzincan’a girdim ne güzel bağlar,
Erzurum’a vardım dumanlı dağlar.
Elleri koynunda bir güzel ağlar,
Oy anam anam hallarım yaman

Yüce dağ başında çadır açarım
Nazlım seni burdan alıp kaçarım.
Kahve bulamazsam kenger içerim,
Oy anam anam hallarım yaman.

Anama söyleyin lamba yakmasın,
Çuha şalvarıma uçkur takmasın.
Oğlum gelir diye yola bakmasın.
Oy anam anam hallarım yaman

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir