Veli Can Oduncu Ağıtının Hikayesi

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 25
    Shares

Velican henüz bluğ çağına geldiğinde, Türkiye’de sağ ve sol olarak büyük bir ayrım yaşanıyordu. Komünist düzenin Türklere yaptığı baskıyı çok iyi bilen bir ailenin çocuğu olan Velican ülkücülerin safında yer aldı.
Bir süre sonra, o zamanın komünist polis örgütü olan Pol-Der üyesi polislerce tutuklandı. Henüz bıyıkları yeni terlemiş 14 yaşında bir genç olan Velican Oduncu, Pol-Der’li polislerin yaptığı ağır işkenceler altında çok sayıda cinayeti üstlenmek zorunda kaldı.
O tarihlerde Alman derin devletinin Türkiye’deki kalesi olan Hürriyet ve Cumhuriyet gazeteleri, Velican Oduncu’yu “ölüm makinesi” olarak manşetlerine çekmekte gecikmediler.
Velican Oduncu’nun zindan hayatı artık başlamıştı. Uzun süre çeşitli cezaevlerinde yatan Velican’ı özgür dünyaya bağlayan tek şey kuşlar oldu.
Cezaevi maltasına (havalandırma) konan kuşlara yiyecek verir, onların kendisine alışmasını sağlardı.
16 Temmuz 1988 tarihinde maltada kuşlarıyla ilgilenen Velican halen aydınlanamayan bir sebeple şehit edildi.
Arkasından sinsice yaklaşan bir mahkum, Velican’ı şişleyerek katletmişti.
İlk bakışta, Velican Oduncu’nun katledilmesi için ortada ciddi bir sebep görünmüyordu. Velican’ı katleden kişi kuş meselesi yüzünden tartıştıklarını, olayın bu nedenle yaşandığını söylemişti.
Daha sonraki duyumlarımız, merhum Turgut Özal’ı öldürmek isteyen bazı kimselerin Velican’ı katlettirdiği yönündeydi.
Söylentilere göre, Velican’a şöyle bir teklif yapılmıştı; Velican cezaevinden kaçırılacak, bunun karşılığında ise Turgut Özal’ı vuracak, daha sonra da yurt dışına çıkması sağlanacaktı.
Velican da bu teklifi yapanlara, “ben dava adamıyım, kiralık katil değilim, üstelik alnı secdeye değmiş olan birine kurşun sıkmam” demiş.
Daha sonra Turgut Özal’ı vurması için başka birisi bulunmuş ancak bu suikast başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
İşte bu sırada Velican kendisine böyle bir teklif yapıldığını söyleyecekken şehit edilmiştir.
Doğru veya yanlış bilinmez ancak o zamanlar konuşulanlar bu yöndeydi. İşte bir sürü şair gibi Ozan Arif’te Veli Can Oduncu adına bu ağıtı yakmıştı.

 

Velican,
Kim demiş evveli can,
Keşke canım gideydi,
Gitmeyeydi Velican!..
Gördü Veli,
Ne bir gençlik yaşadı,
Ne bir gün gördü Veli,
Bir Velican daha yok,
Gezsen yedi düveli…

Ateş düştü gönül denen köşke oy,
Bu haberi duymayaydım keşke oy,
Ben değilde kim ağlasın başka oy,

Şehit olmuş ülküdaşım Velican,
Onun için gözlerimin seli can.

Veliydi can, hem de nasıl veliydi,
Ülkü için divaneydi, deliydi,
Zindanlarda açan ülkü gülüydü,

Şehit olmuş ülküdaşım Velican,
Soldurmuşlar soldurmuşlar gülü can.

Allah var can, ismi kaldı o gitti,
Analardan ender doğan yiğitti,
Mertliğine cümle alem şahitti,

Şehit olmuş ülküdaşım Velican,
Gepgencecik, iman ile dolu can.

Ne hiç korktu, ne çekindi, ne pustu,
Miskin miskin ne oturdu, ne sustu,
Zulme Yavuz, mazlumlara Yunus’tu,

Şehit olmuş ülküdaşım Velican,
Kına şimdi zalimlerin eli can.

Yandı yürek, yandı yandı yandı oy,…
Kınamayın yanılacak candı oy,…
Ozan Arif yarı cana indi oy,…

Şehit olmuş ülküdaşım Velican,
Zor doğrulur bu Arif’in beli can!..

Ozan Arif Şirin

[the_ad id=”5898″]

Bunları da Sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir