Cezayir’dir Koçyiğitin Vatanı Türküsünün Hikayesi

Beğendi iseniz lütfen paylaşın
  • 1
    Share

Cezayir’dir Koçyiğitin Vatanı Türküsünün Hikayesi

Kuzey Afrika ülkesi Cezayir, 1516–1830 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde bir eyalettir. Cezayir türküsünün hikâyesi şöyle özetlenebilir: Barbaros Hayrettin Paşa tarafından alınarak Kanunî Sultan Süleyman zamanında Osmanlı hâkimiyetine giren Cezayir, daha sonra Fransızlar tarafından işgal edilir (1827–1830). Bu işgal sırasında Fransızlarla savaşan Türk askerlerinden pek çok şehit verilir. Bunlar arasında eski adı Dinar Köyü olan Yaylabağı’ndan gençler de vardır. Şehitlerin yavuklularına, ana babalarına kara haber ulaştığında bütün köylü yasa bürünür ve bu olayın onlar üzerindeki etkileri uzun zaman devam eder. Bu savaşlar sırasında şehit olan Mehmet adlı bir yiğidin nişanlısı kara haberi alınca aklını kaçırmış. Her gün köyün yüksek, ağaçlı tepesine çıkar, yanık sesiyle içli bir şekilde bu ağıtı söylermiş. O da nişanlısının şehit düşmesine dayanamayarak olaydan kısa bir süre sonra ölmüş, köylülerin gözyaşlarıyla öbür dünyaya yolcu edilmiş (Attila 1966). Türkünün Anadolu’nun başka yörelerinden derlenmiş metinlerinin tespit edilebilen ortaya çıkış hikâyeleri de benzer içeriğe sahiptir (Yund 1961).

Cezayir Türküsünün farklı yörelerde farklı varyantları da vardır. Bu türkü de diğerleri gibi aslında dilimize yerleşmiş bir ağıttır. Bu hüzün bırakan türküleri bile oyun havasına dönüştürüp acıyı mutluluğa çevirmiş olduğumuzu görürüz. Ve biz bu ağıtları sanıyorum düşmanı sevindirmemek için oyun havasına çevirmişiz. Hatta Çankırı yöresinde yaren meclislerinde misafir, saygı duyulan bir isimse Cezayir Marşı ile uğurlanmaktadır (Çankırı Araştırmaları Dergisi, 2007). Cezayir’e gidip gelenlerden bize ve kültürümüze çok benzediğini, aslen Anadolulu olup da Türkçe soy isimlerinin çok olduğunu öğreniyoruz. Hatta Kuzey Afrika’ya gidip “Garp Ocakları” denilen Trablusgarp, Tunus ve Cezayir’de yerleşen Türkler’in Arap, Berberî, Endülüs asıllı Müslüman kadınlarla evliliklerinden doğan çocuklarına “Kuloğlu” denilmektedir. Batı kaynaklarında “yeni Türk” veya “ikinci derecede Türk” manasında kullanılan bu kelime kuroglu, kourouglis, couloughlis, culuglis ve kulughlis gibi farklı şekiller karşımıza çıkmaktadır. Kuloğulları imtiyazlı birer sınıf teşkil ederek kendilerine mahsus bir sosyal hayat oluşturmuş ve Kuzey Afrika tarihinde önemli bir yere sahip olmuşlardır (Özcan, 2002).

Kaynak: Cezayir Ağıdının Hikâyesi – Kerim Candan

Cezayir’dir Goç Yiğidin Vatanı (Yâr Yâr Ey)
Aramazlar Gurbet İlde Yiteni (Yâr Yâr Of Yiteni Yârim Of)
Gurbet Şehrin (Yâr Yâr Yâr Yâr) Dikeni (Of)
Ağla Annem Ayrılığın Günüdür (Yâr Ey Ey Yâr Ey)

Gider Oldum Yarenlerim Darıldı (Yâr Yâr Ey)
Gitme Deyi Yâr Boynuma (Yâr Yâr Of) Sarıldı
Bizim Kısmet Yad Ellere (Yâr Yâr Yâr Yâr) Verildi (Of)
Kısmetimi Veren Hüda Kerimdir (Yâr Ey Ey Yâr Ey)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir