Şeyyad Hamza

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Şeyyad Hamza

Anadolu sahası Türk edebiyatının ilk şairlerindendir. Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. M. Fuad Köprülü, Şeyyad Hamza’yı XIII. yüzyılda yaşamış bâtınî babalardan biri olarak tanıtır. Şeyyad lakabının şehirden şehire gezen Kalenderî, Haydarî, Babaî gibi bâtınî zümrelere mensup bir nevi “serseri derviş” (Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, s. 262; KCs.A, I/3 [1922], s. 183-184) ve “yalancı; mutrip” (Uzluk, VII/4 [1949], s. 591) gibi anlamları üzerinden onun kimliği tartışılmışsa da bugün artık şeyyadın, XIII-XIV. yüzyıllarda Mevlevîler arasında yüksek sesle manzumeler teganni eden bir tür okuyucu (gûyende) olduğu bilinmektedir (İA, XI, 493). Şairin Ahvâl-i Kıyâmet adlı eserinin sonunda Sultan Veled’den bahsetmesi (Durmaz, s. 55) ve adı bilinmeyen Mevlevî şairlerinden birinin Şeyyâd-ı Mevlevî diye anılması da (Dâsitân-ı Maktel-i Hüseyin, Millî Ktp., nr. A 8294/2) aynı görüşü desteklemektedir. Bu husus, Lâmiî Çelebi’nin Letâifnâme’sindeki bazı müstehcen fıkralarda adı geçen Şeyyad’ın Şeyyad Hamza olamayacağına da işaret kabul edilmektedir.

Akşehir Mezarlığı’nda tesbit edilen bir mezar taşı Şeyyad Hamza’nın Aslı Hatun adında bir kızının olduğunu göstermektedir. Taşın üzerindeki 749 (1348) tarihi şairin meşhur mersiyesinin yazılış tarihiyle aynıdır. Bu da Şeyyad Hamza’nın anılan tarihte hayatta bulunduğunu ve söz konusu mersiyeyi muhtemelen veba salgınında ölen kızı için yazdığını göstermektedir. Kızının mezar taşı, Şeyyad Hamza’nın da Akşehir civarında yaşamış olabileceğine işaret etmektedir. Bu durum, kendisinden yetmiş yıl kadar önce aynı bölgede yaşayan Nasreddin Hoca ile (ö. 683/1284 [?]) Şeyyad’ın bazı fıkralarda bir arada zikredilmesini daha kolay açıklamaktadır. Şairin Vefât-ı Hazret-i Muhammed aleyhi’s-selâm adlı eserindeki bazı ifadelerden kızının yanı sıra oğlunu da kaybettiği anlaşılmaktadır.

Şeyyad Hamza’nın şiirleri onun Arapça, Farsça bildiğini ve İslâm kültürüne vâkıf olduğunu göstermektedir. Şairin dörtlük, mesnevi, kaside ve gazel tarzındaki şiirlerinin hemen hepsi dinî-tasavvufî içerikli olup münferit şiirlerinin yarıya yakını ölüm temasını işlemektedir. Hz. Peygamber’e duyduğu derin sevgi ve dönemin idarecilerine karşı beslediği öfke onun şiirlerinde öne çıkan diğer hususlardır.

Eserleri.
1. Destân-ı Yûsuf*. Yûsuf ve Züleyhâ hikâyesinin anlatıldığı eser Şeyyad Hamza’nın bilinen beş mesnevisinden en meşhurudur. Sanat kaygısından uzak, sade bir üslûbun hâkim olduğu eser 1529 beyitten oluşmaktadır. Sula Fakih’in aynı adlı eserinden özetlenerek kaleme alınmıştır. Eser Eski Anadolu Türkçesi’nin kuruluş dönemi özelliklerini yansıtır. Ayrıca ağız özellikleri, arkaik kelimeler ve deyimler bakımından dönemin en karakteristik mesnevisidir. Talat Tekin’in incelemesinden sonra (Şeyyad Hamza’nın Destân-ı Yusuf Mesnevisi Üzerinde Dil Tetkikleri, mezuniyet tezi, 1951, Türkiyat Araştırma Merkezi, T. nr. 367) eser üzerine kapsamlı dil çalışmaları yapılmıştır (Şeyyad Hamza, Yusuf u Züleyha [Destân-ı Yûsuf] Giriş-İnceleme-Metin-Dizinler, haz. Osman Yıldız, Ankara 2008; İbrahim Taş, Yusuf ve Zeliha, İstanbul 2008; daha geniş bilgi için bk. Destân-ı Yûsuf, haz. Emin Eminoğlu, s. 184-186). Stephanie Bowie Thomas da üzerine bir yüksek lisans tezi hazırladığı eseri İngilizce’ye tercüme etmiştir (The Story of Joseph in Islamic Literature With on Annotated Translation of the Pre-Ottoman Destân-ı Yusuf by Şeyyad Hamza, New York, Colombia University, 1992). Mesnevi ayrıca Ümit Özgür Demirci ve Şenol Korkmaz tarafından neşredilmiştir (bk. bibl.).

2. Dâsitân-ı Sultân Mahmûd. Yetmiş dokuz beyitlik bu mesnevide Gazneli Mahmud ile bir derviş arasında yapılan madde ile mâna mukayesesi anlatılmakta, Şeyyad Hamza’nın şiirlerinin çoğunda olduğu gibi burada da dönemin devlet adamlarının zulmüne göndermelerde bulunulmaktadır.

3. Ahvâl-i Kıyâmet. Eserin müellifi ve yazıldığı dönem hakkında farklı görüşlerin olması iki ayrı metnin bulunduğunu göstermektedir. Şeyyad Hamza’nın kaleme aldığı 289 beyitlik metin Şeyyad Îsâ tarafından kelime kadrosu itibariyle değiştirilmiş ve buna elli beş beyit ilâve edilmiştir. Tek nüshası Ankara’da Millî Kütüphane’de bulunan (nr. 3772, vr. 69b-80b) eser üzerine Esra Durmaz yüksek lisans çalışması yapmıştır (Şeyyad Hamza’nın Ahvâl-i Kıyameti, 1994, MÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü).

4. Mi‘racnâme. Dili sade olan 545 beyitlik bu didaktik mesnevi üzerine Gülten Feşel Güzelışık yüksek lisans tezi hazırlamıştır (Şeyyad Hamza: Mi‘racnâme, 1996, MÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü).

5. Vefât-ı Hazret-i Muhammed aleyhi’s-selâm. 483 beyitlik mesnevinin ilk 356 beyti Şeyyad Hamza’ya, geri kalan 127 beyti müstensihe aittir. Bu eser üzerine Fatma Turhal Güler tarafından yüksek lisans çalışması yapılmıştır (Vefât-ı Hazret-i Muhammed aleyhi’s-selam, 1996, MÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü). Şeyyad Hamza’nın mesnevileri dışında bugüne kadar tesbit edilen on altı parça şiiri Fuad Köprülü, Mecdut Mansuroğlu, Necmettin Halil Onan, Saadettin Buluç, Metin Akar ve Orhan Kemal Tavukçu tarafından yayımlanmıştır (Merhan, sy. 14 [2006], s. 158-159). Bunlardan ikisi Şeyyad Hamza’nın lâdinî karakter taşıyan manzumeleri olarak sunulmuştur (Onan, VII/4 [1949], s. 529-534). Ancak bu manzumelerden ikincisi beşerî bir aşkı ifade ediyor intibaını vermekle birlikte din dışı değildir. Zira bu şiirde Hz. Muhammed söz konusu edilmektedir. Dinî muhtevalı olan diğerlerinde ise dünyanın geçiciliğine dikkat çekilerek öğütler verilmektedir.

Kaynak:https://islamansiklopedisi.org.tr/seyyad-hamza

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir