Çok Bişey – İsmail Kılıçarslan

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Çok Bişey

sonra sonra öğreniyor insan bir kaldırımdan da yol sorabileceğini
elinde devletten yürütülmüş kalemlerle bayram oturmalarına gelindiğinde
yani bizim evlenmemiş uzak akrabamız
ve yani belki hayırlı bir kısmet bulur bana dayım diye her bayram
sonra sonra öğreniyor insan yalnızlıktan öte köy olmadığını

herkesin giremediği sokaklarda yaşayan falcılara da gitmiştir
taşlar, baklalar, vesaire edevatla kaderler biçmiştir kendine
çok eski bir yara izi başlamıştır kanamaya unuttuğu acıdan
bir virgül koyulmuştur cümlenin yakışmayan yerine
unutulmuştur artık, gelmeyecek bir daha, beklenen neyse

uzun sürmüş bir uykudan uyanmak, kalkıp dayamak gibi ağzını bir testiye
kaçıp gitmek, yakalanmak birden toprağa, davranarak otlara, otların şifasına
biliyorum, biraz birbirine karıştığı her şey, biliyorum taflan kaynatıp içtiğinde
geçecek öksürüğü, nefesi düzelecek, şöyle inanmıştır çünkü:
çölde kaplanların, annelerde çocukların yaşayabilmesi için bir şey gerekli

o şey büyüyüp genişleyerek kaplamalı orta yerde ne varsa,
durumu bundan ibaret saymalı, bir barınak, bir yalan bulmalı sanki
şimdi ne yapsak o uzak akrabamız gittikçe uzak
ağır aksak çağıldasa bu su, bulsa yolunu: biz bu suya kardeş olup
devletten yürütülmüş kalemlerimizle dünyanın en içli şiirini yazsak

(Kırklar, Sayı: 19)
İsmail Kılıçarslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir