Uçuş – İsmail Uyaroğlu

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Uçuş

Anlaşılmaz birisin
Arkadaşlık edebilir şiirinde
Kirden keçeleşmiş tüyleri
Bir sokak köpeğiyle
Yalanan durmadan
Temizlik hastası bir kedi

Sıradan, basit birisin
Rakı içersin yalnız
O da salaş meyhanelerde
Bilmezsin neye benzer brandy
Bunun için işte
Anlamaz hiçbir seçkin zat
Rezilliğini

Serserisin de denebilir
Milli bir duyguyla işersin sokaklara
Gece üçten
Ve bir büyükten sonra
Tuna Nehri marşını söyleyerek
Ta-ra ti-ra ta-ram ti-ram

İçli birisin de ama bir o kadar
Ar(k)a sokaklarında sürtersin
kederin
Çıksan da arada bulvarlara
Bir iki renktir, fazla değil
Işıyan paletinde, kalanı kara

Karanlık birisin
Kapalı bir sustalıyla
Dolaşırsın içinde
Her an açmak üzere
Çıldırmış bir felaket rengi
Karşılar seni hangi mevsime gitsen

Ve şiirinde hafiften seğiren
Bir deprem

Karanlıksın, evet
Bilmezsin daha nasıl tutulur tabanca
Ama en sevdiğin oyun
Rus ruleti

Evet, karanlıksın
Ermiş gibi görmenden belli
İntihar etmeye kalkışan
İki tabancayla birden
Beethoven’ın yeğenini

Kaçıksın da biraz
Küfredersin durduk yere
Bakıp bakıp geceye
Biraz değil
Epey kaçıksın sen

Kötü adamı bilinirsin şiirin
Tecavüz edecekmiş
Gibi bakarsın dünyaya
Ve kurşunu översin çiçekler yerine
Başka şiirlere iltica
Eder bu yüzden
Korkup renginden güller
Sana kalansa dizeden
Dizeye havlayan dikenler

Tuhaf birisin
Huzur bulursun kovboy filmleriyle
Dinlendirir seni
Müzik dinliyormuş gibi
Çatışırken şerifle haydutlar
Kayalardan seken kurşunların sesleri
-Apoletli bir sığırgüder
Olarak düşünmüşsündür hep
Ne ilgisi varsa şimdi
Seyrettikten sonra filmini Romm’un,
Hitler’i-

Varmıyor çoban demeye dilin
O onur İsa’nındı
Zavallı marangoz ustası
Olan sana oldu
Vernikli şimdi bütün haçlar
Ve Maria Magdalena
Bütün kürklü kaltaklar

Sapıksın galiba biraz da
İçin kamaşır bakarken
Memelere pembe dizilerdeki
Bakıyormuş gibi sanki
Resmine Aysel Tanju’nun
On beş yaşında
Ders kitabının arasındaki

Memelerden gidelim istersen
Bir de Suzan Avcı vardı
Yuva yıkan filmlerde, vamp suzan
Emzirirdi bütün sınıfı sırayla sevabına
Gizli gizli etütlerde
Taşan göğüsleriyle fotoğraftan

Memelere devam
Bir de Gina vardı, Lollobrigida
Bilmediğinden birinin ad olduğunu
Birinin soyad, bir kokteylde
Akraba sanan Truman’la Truman Capote’u
Esmer ve cahil bomba
Sonra Liz, menekşe göğüslü haspa
Sonra Marilyn, sarışın ve aptal bebek
Diyemezsin hayır, ‘o şimdi melek’
Sonra Brigitte, kasıklarınızı tırmalayan kedi
Onlar da epey sevaba girdiydi

Ölçüsüz birisin
Yazdıkça yazarsın, yeter artık
Kanmaz bir türlü şiire kalemin
Bayılırsın hele böyle
Serüven kokan şiirlere
Doyum olmaz çünkü keyfine karanlığın:
-Kemerlerinizi bağlayın bayanlar baylar
-Nereye yolculuk?
-Yasak her yere

(Varlık, Sayı: 1142)
İsmail Uyaroğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir