Bukağı – Sait Maden

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Bukağı

Ne güzel hazirandı. Kuş içindeydi gök. Akşam üstüydü.
Seninle bir kıyı kahvesindeydik. İskeleye yanaşan
vapurdan işçiler boşalıyordu, öğrenciler, gezginler . . .
Uğultusu geliyordu çarşının. Bir çingene çergisi
gibiydi suyun üstü martılarla, teknelerle, ağlarla,
serpintileriyle balıkçı seslerinin. Az ötemizden
bir güvercin havalandı, bir kedi geçti, çiçekçi kızın
kızıl şalvarı birden tutuşturdu ortalığı ve her şey
külrengine döndü yavaştan.

Her zamanki dinginliğinle
bakıyordun gelen geçene. Ama yüzündeki bir çizgi
alttan alta seğirip duruyordu. Sordum : “Bir şeyin mi var?”
“Yoo hayır, ne olsun ki?” Dönüp duruyoruz işte sen ben o
bitme bilmez dolambacında şu her günkü sıradanlığın.
Bir yerlerde kapılar açılıyor sürekli, bir yerlerde
kapılar kapanıyor. Koyu karanlıkta herkes bir çıkış
arıyor kendine benim gibi. Oysa bak, ayağındaki
bukağıyı kimse görmüyor. Eh doğaldır, umut çok sever
oyun etmeyi bize: Gün gelir, pencereden girmesiyle
çıkması bir olur. Gün gelir, yarı cansız yığılakalır
önümüzde, serer yere kanatlarını; ama bir dokun
zembereği boşalmış gibi fırlayıp gider…

Karanlığı
dinliyordum. Kapağı yırtılmış bir kitap vardı elinde.
Adı ilginçti çok : “Gereksizliğin Gerekliliği” Ama
neydi gerekmeyen? niçindi? kimdi gereksinen? der demez
iki damla düştü, nedensiz iki damla kirpiklerimden,
hiçbir şey göremez oldum. Gece aldı götürdü beni.

Sait Maden

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir