Aşık Reyhani (Nergis Gelin) – Gelmedin Türküsünün Hikayesi

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Aşık Reyhani (Nergis Gelin) – Gelmedin Türküsünün Hikayesi

Alaaddin Nergis’e sevdalıdır. Tabi ki Nergis de Alaaddin’e… Tutkulu sevdanın pençesinde hayli zaman ıstırap çeken iki âşık sonunda muradlarına ererler. Kızın anası da babası da razı olur ve kıt kanaat geçinen Alaaddin’le Nergis’i nişanlarlar. Erzurum, Hasankale Alvar köyünden gelip şehre, yani Erzurum’a yerleşen Âşık Reyhani’nin komşuları ve köylüsü olan bu iki genç, güzel bir düğünle dünya evine girirler…

Evlenmesine evlenirler ama gözü çıkası yoksulluğun elinden çok çeken, bir türlü de kurtulamayan Alaaddin bu duruma hayli üzülür… Elindeki, avucundaki üç beş kuruşunu da düğün için harcamış; tarlayı takımı başlık parası uğruna satınca elde hiçbir şey kalmamış. Alaaddin bu durumdan kurtulmanın yollarını arar durur… O yıllarda da Almanya’ya Türkiye’den de işçi alınmaktadır. Artık yokluk Alaaddin’in canına tak etmiştir. Uzak yakın demeyecek, neresi olursa olsun gidecek; çalışacak ve para kazanacak. Çok para kazanmalı ki, çocuklarına iyi bakabilsin; eşini rahat ettirebilsin. Gidip yazılıp Almanya’ya gitmeyi kafasına kor.

Almanya’ya gidip çalışıp bol para getirecek. Evine taze halılar kilimler alacak. Çocuklarına, çok sevdiği karısına güzel giysiler alacak. Hatta güzel bir de ev yaptıracak. İşte bu hayallerle Almanya yazısı gelen Alaaddin helalleşip düşer gurbet yoluna.

Alaaddin Almanya’da yaklâşık 8 yıl çalışır. Gittiği günlerde memlekete sık sık mektup yazar; bol bol para gönderir. Eşini ve çocuklarını bir gün olsun aklından çıkmaz. Fakat zamanla mektuplar da azalır gönderdiği paralar da. Aradan bir yıl geçmiştir Alaaddin memlekete izine gelmez. “Bu yıl gelemiyorum. İnşallah seneye gelirim,” diye diye yılları yıllara ekler ve gelmez…

Yıllar ayları, aylar günleri kovalar ama Alaaddin bir türlü gelmez… Hani kadınlar çok ince ruhlu ve hassas olurlar, derler ya. İşte, bu yüzden de çabucak ince hastalığa tutulurlarmış. Nergis gelin de öyle olmuş. Dertlenmiş, ağlamış, sızlamış. Acılarını, çocuklarıyla birlikte bağrına basmış.


Fakat bir gün gelmiş Nergis’in takati kesilmiş ve yataklara düşmüş. Çünkü dermansız ince hastalık yataklara düşürmüş Nergis gelini. Almanya’ya son bir mektup yazmış. “Ben ince hastalığa tutuldum. Sen ister gel, ister gelme. Ben artık ölüyorum,” demiş. Alaaddin ise cevabı mektubunda “Bu baharda
vallahi de billahi de geleceğim. Palandöken’in başına bak. Dağın başı kızarmaya, yani toprak görünmeye başladı mı ben Erzurum’dayım” demiş. Zavallı Nergis bu kez Alaaddin’e öyle inanmış ki, her gün dama çıkıp dağın başına bakar olmuş. Artık yataktan kalkamaz hale gelmiş. Çocuklarına her gün “Beni kaldırın, dağın başına bakacağım” dermiş. Bir gün çocukları dayanamayıp sormuşlar: Ana sen her gün bu Palan Dağı’nın zirvesine niye bakıyorsun? Nergis de, “Kızım babanız gelecek de o yüzden bakıyorum” demiş. Çocuklar da “Ana, babamız gelse Ilıca yolundan gelir. Sen aksi yöne, yani Palandöken’in başına bakıyorsun” demişler. Nergis de, “Hayır, babanız bana dağın karı erimeye başlayınca geleceğim, diye yazdı. Ben onun için dağa bakıyorum” der.

Bu bekleyişler nafiledir. Alaaddin yine gelmez, yine gelmez. Günler, haftalar, aylar geçer, dağın karı da erir yine gelmez. Yaz gelir, çiçekler açar, kurbağalar öter, turnalar öter, angutlar gelir, ördekler gider hâlâ bizim Alaadin’den haber gelmez. Nergis ölüm döşeğinde, komşusu Âşık
Reyhani’yi çağırtır. Nergis gelin yataktan kalkamaz biçare bir vaziyette Âşık Reyhanî’ye “Bak senin hayırsızın ettiğini görüyor musun?” diye Alaaddin’den gelen mektupları gösterir. O fidan gibi Nergis kurumuş bir çalıya dönmüş. “Mektuplara baktım. Nergis anlattı; ben dinledim. Nergis anlattıkça gözlerinden sicim gibi yaşlar süzüldü. Doldum, içlendim dayanamadım aldım sazımı elime; vurdum tellerine. Döküldü dilimden sözlerim birer birer…”

Karı, kışı bahan eden muhannet,
İğde çiçeğini açtı nerdesin ?
Koyunlar kuzladı, otlar yeşerdi,
Derelerde seller çoştu nerdesin ?

Vade kesmişidin dağın karına
O da söndürmedi hasret narını
Hasta düştüm soranım yok halımı
Rüzgarlar kapımı çaldı nerdesin?

Gurbet yolu sekiz sene gözlendi
İçerimizde ateş yandı közlendi
Ekinlerde kara tavuk gizlendi
Köylüler yaylaya göçtü nerdesin ?

Önemi kalmadı baharın yazın
Söyledi Reyhanî inletti sazın
Gözün aydın olsun öldü Nergis’in
Mezarımda kuş ötüştü nerdesin ?

Nergis türküyü dinledikten sonra başını yastığa kor ve bu dünyadan ebediyen göçüp gider…..
(Yöresi: Erzurum; kaynak kişi: Âşık REYHANÎ; derleyen: Merdan GÜVEN)

Kaynak: Merdan GÜVEN /TÜRKİYE SAHASINDAKİ HİKÂYELİ TÜRKÜLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA/ DOKTORA TEZİ
TEZ YÖNETİCİSİ Yrd. Doç. Dr. Dilaver DÜZGÜN / ERZURUM – 2005

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir