Ödünç Kriko Hikayesi

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Ödünç Kriko Hikayesi

Bir adam çok sinirli bir şekilde, avukat arkadaşının bürosundan içeriye girdi.

“Başım dertte” dedi. “Karşı komşular bir aylığına tatile gidiyorlar ve iki azman köpeği evde kilitleyecekler. Güya bir kadın her gün gelip onlara yiyecek verecek. Eğer unutmazsa tabii. Bu arada köpekler yalnız kalacak, gündüz havlayacak, gece de uluyacaklar. Ben uyuyamayacağım, sinirlerim bozulacak. Ve bir gece artık dayanamayıp ikisini de vuracağım. Komşularım geri döndüklerinde ise, bu sefer onlar kızıp beni vuracaklar…”

Avukat, sinirli dostunun omzunu okşayarak; “Sana bir hikaye anlatayım” dedi. “Eğer daha önce duymuşsan sözümü kesme, çünkü tekrar dinlemen senin için faydalı olacak,” dedi.

Avukatın  anlattığı öykü şöyleydi;
“Bir adam gece yarısı şehrin dışında arabasıyla gidiyordu. Birden lastiği patladı. Lastiği değiştirmek için bir kriko gerekiyordu, ama krikosu yoktu. Kendi kendine:

“Bir kriko lazım!” dedi.
Uzakta bir ışık gördü ve şöyle düşündü:
Talihim varmış. Çiftçi uyumamış. Kapıyı çalar, başıma geleni anlatır, “Bana ödünç bir kriko vermek lütfunda bulunur musunuz?” derim. O da, “Hay hay arkadaş! Al, işini gör, fakat işin bitince geri getir” der.

Adam eve doğru yürümeye başladı. Fakat biraz ilerlemişti ki, ışık söndü. Bu işe canı sıkılan adam kendi kendine şöyle düşündü:
Şimdi adam yattı. Rahatsız ettiğim için kızacak ve belki alet için bir miktar para isteyecek. Ben de, “Pekala, bu insanlığa yakışmaz; ama size çeyrek dolar veririm” diyeceğim. O da “Hem gece yarısı beni yataktan kaldıracak, hem de çeyrek dolar vereceksin ha? ya bir dolar verirsin veyahut gider, başka yerde ararsın krikoyu” diyecek.

Bu sırada adam kendi kendine öfkelenmişti. Bahçe kapısına geldi ve mırıldandı: “Bir dolar ha! Pekala, sana bir dolar vereceğim; ama bir tek kuruş daha vermem. Ah, şu kaza olmasaydı, kriko da lazım olmayacaktı. Zararı yok, şimdi istediğin parayı vereceğim. Yalnız, bunun düpedüz bir dolandırıcılık olduğunu unutma!”

Bu düşüncelerle evin kapısına varmıştı. Kapıyı hızlı hızlı ve şiddetle vurdu. Çiftçi kapının üzerindeki pencereden başını uzatarak aşağı seslendi.

“Kim o? Ne istiyorsun?”
Adam durdu ve kapıya bir yumruk daha indirdikten sonra bağırdı.
“Senin de, krikonun da canı cehenneme! Malın sende kalsın!”
Biraz önce sinirden ne yapacağını bilemeyen adam, avukatın anlattığı hikaye karşısında katıla katıla gülmekteydi.
Gülmesi geçince:
“Anladım dostum” dedi. “Benim yaptığımın da bundan kesinlikle hiçbir farkı yok!”
“Kesinlikle” diye cevap verdi avukat. “Meseleleri sakin bir şekilde halletmek varken, kendi kendilerine olmadık şeyler düşünüp belki de hiç olmayacak türlü türlü olumsuzlukları birbiri ardına takarak bana akıl danışmaya gelenlerin sayısını bilsen, hayret edersin.”
Ve ekledi:
“Çoğu insan, kör bir hiddet yüzünden, yanından kolayca geçebileceği engellere çarpıp kalıyor.”

(J. P. McEvory)

Alıntı: Ümit Öyküleri / Selim Gündüzalp – İsmail Örgen/ Zafer Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir