Siber Zorbalık Nedir, Siber Zorbalık Konusunun Hukuki Boyutu Nedir?

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Siber zorbalık nedir?

Siber Zorbalığa Karşı Farkındalık Projesi Basın Sorumlusu Koralay, siber zorbalığın en basit haliyle “bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak bireylere ya da gruplara teknik ya da iletişimsel tarzda zarar verme davranışı” olarak tanımlandığını söyledi.

Koralay, bu tanımın detaylarına girildiğinde “teknik ve iletişimsel tarz” ile “ilişkisel baz” kavramlarının altının özellikle çizilmesi gerektiğini vurguladı:

“Teknik kısmı daha çok siber saldırı bazında ele alınabilir. Bu da donanımsal ya da yazılımsal konular üzerinden ayrılıyor. İlişkisel baz ise daha normal, günlük hayata yönelik. Bir çocuğun bir çocuğu utandırması, taciz vakaları gibi.”

Bugün siber zorbalık olarak genel kabul gören davranışlar arasında bireylerin görüntülerini izinsiz olarak çekip paylaşmak, sosyal medya platformlarından bireyleri aşağılayıcı, alay edici, tehditkar ve cinsel içerikli mesajlar göndermek, kişisel bilgileri rıza olmadan paylaşmak, sosyal medya platformları üzerinden birisi hakkında dedikodu yaymak ve insanlar hakkında karalayıcı bilgiler dolaşıma sokmak gibi eylemler yer alıyor.

İnternet ortamında zorbalık olarak nitelendirilecek davranışlar yetişkinler için önemli bir sorun olsa da esas risk grubu olarak ergenler ve gençler gösteriliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), geçen yıl yaptığı bir açıklamada 15 ile 24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 70,6’sının internette şiddet, siber zorbalık ve dijital taciz gibi olgular yüzünden tehlikelere maruz kaldığına dikkat çekti.

Açıklanan rapor ve istatistikler, İngiltere, ABD ve Kanada’da siber zorbalığa maruz kalan internet kullanıcılarının oranının yüzde 20’nin üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’de de benzer bir durum söz konusu. Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Sayan, 2017 yılında yaptığı açıklamada, Türkiye’de siber zorbalığa maruz kaldığını açıklayanların oranının yüzde 20 olduğunu söyledi.

Ancak uzmanlar, bu oranın giderek arttığına ve “alarm verici” bir düzeye ulaştığını belirtiyor.

Türkiye’de kısa bir süre önce siber zorbalıkla mücadele için bilinçlendirme ve farkındalık yaratmak amacıyla bir oluşum ortaya çıktı.

Türkiye’de siber zorbalık ne kadar yaygın?
Türkiye’de 2017 yılında Samsung Türkiye ve BTK tarafından yapılan bir çalışmaya göre, siber zorbalığa maruz kaldığını söyleyenlerin oranı yüzde 20.

Aynı araştırmada, öğrencilerin yüzde 11,64’ü siber zorbalığa maruz kaldığını söylerken, yüzde 10,13’ü ise siber zorbalık yaptığını ifade etti.

Siber ortamda sözlü tacize maruz kalanların oranı ise yüzde 25,4.

Siber Zorbalığa Karşı Farkındalık Projesi’nden Koralay ve Avukat Öztürk, durumun daha da ciddi boyutlara ulaştığını söyledi.

Bir okulda öğretmenlik yapan Koralay, “Sosyal medya üzerinde gerçekten çok yaygın. Burada şöyle bir sorun var: Ergenlik dönemindeki çocuklar davranışlarının siber zorbalık olup olmadığı, kasıtlı yapılıp yapılmadığının farkında değiller. Ama şunu söyleyebilirim, her geçen gün kasıtlı siber zorbalık davranışı Türkiye’de de artıyor” dedi.

Avukat Rüveyde Gülsez Öztürk’de bazı vakalarda hem mağdurun hem de failin çocuk olduğuna dikkat çekerek, geçmişte büyük ses getirebilecek bu tarz olayların artık sıradan sorgu konularına dönüştüğünü belirtti.

Öztürk, kısa bir süre önce yaşadığı bir olayı şöyle anlattı:

“Küçük bir şehirde yaşıyorum ve burada kısa bir süre önce baro tarafından yapılan bir görevlendirmeye gittim. Bu, siber zorbalık aracılığıyla bir cinsel istismar vakasıydı. Fail de mağdur da 14 yaşındaydı.

“Kendimi, bu kadar küçük bir çevrede bile duyulmadan böyle bir olayın içinde buldum. Önceden böyle şeyler duyulurdu. Bu durum, küçük bir şehirde bile standart sorgu haline gelmiş. Gerçekten alarme olmamız gerekiyor, geç bile kalmışız.”

Siber zorbalık konusunun hukuki boyutu nedir?
Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) tanımlı suçlar, siber zorbalık kapsamına giren eylemlerin de önemli bir bölümünü kapsıyor.

Avukat Öztürk, kanunen gündelik hayatta suç teşkil eden eylemlerin siber alanda yaşanıp yaşanmamasının bir önemi olmadığını ancak siber alandaki eylemlerin mağdur olma sürecini hızlandırdığını ve mağdurun bilinçli olması durumunda kanıt bulmayı kolaylaştırdığını belirtti.

Öztürk, “Ergenlik dönemindeki cezai ehliyeti olmayan veya sınırlı olan çocuklar, siber alanda suça çok daha kolay sürüklenebiliyor. Diğer yandan kanıt-delil elde etme konusunu biraz daha kolaylaştırıyor. Mağdur yeterince bilinçliyse, çok fazla korkuya kapılmadıysa delilleri saklayabiliyor” dedi.

Siber alemde yapılan eylemlerin de TCK’da karşılığı bulunduğu için ayrıca bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını düşündüğünü aktaran Öztürk, mevcut kanunların siber zorbalık olarak nitelendirilen eylemlerin cezalandırılması için yeterli olduğunu belirtti.

Öztürk, “TCK’nın yanı sıra özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği ile ilgili de kanunlar var. İfşa, konuşmaların ekran görüntüsü alınıp paylaşılması gibi eylemler zaten yasal olarak suç olarak tanımlı” diye konuştu.

Kaynak: bbc.com/Türkçe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir