Rıza Tevfik Bölükbaşı

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Rıza Tevfik Bölükbaşı

Türk şair, filozof ve devlet adamı. Rıza Tevfik, 1869 yılında -o zaman- Edirne’ye bağlı Cisr-i Mustafapaşa kasabasında doğdu. Babası, Hoca Mehmed Efendi, annesi Kafkasya’dan kaçırılarak İstanbul’a getirilmiş bir Çerkez kızı olan Münire Hanım’dır. Rıza Tevfik, Gelibolu’da Rüşdiye’ye devam eder; buradan birincilikle mezun olur. Gelibolu günleri onun için unutulmaz hâtıralarla doludur. Şiirle ilgisi o günlerde başlar. O yılları anlatırken:

“Ben o zaman on beş yaşımı ikmâl etmiştim. En güzel ve tamamiyle hür ve hemen her veçhile bahtiyar geçen devr-i tufuliyetimi, o dilber ve mefâhir-i tarihiye ile, an’anât-ı zaferle dolu memlekette geçirdim ve bu yaşımda tabiatın her türlü cilve-i hüsnüne meftun bir çocuktum. Bende biraz mizac-ı şairane varsa muhitin eser-i feyzidir. Bu yaşımda şiir zevkinden hisse almağa başlamıştım. Tabiatle de pek samimi bir münasebetim vardı.” (Son Asır Türk Şâirleri, s. 1488).

1887’de İstanbul’da Mülkiye Mektebine kaydoldu. Edebiyata meraklıydı. Mülkî Tıbbiye’nin sınavlarını kazandı. Burada da çeşitli olaylara karıştığı için hapse atıldı. Daha sonra Tıbbiye’ye kabul edildi.

Otuz yaşında okulu bitirdi, doktorluğa başladı. İstanbul Gümrüğünde Eczayı Tibbiye’ye müfettiş tayin edildi. 1907 yılında gizli faaliyet gösteren İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. Daha sonra Edirne milletvekili oldu. Darülfünûn’da felsefe dersleri verdi.

Sevr Anlaşmasını imzalayan heyette bulundu. Millî Mücadele’ye karşı oluşu tepkilere yol açınca İstanbul Üniversitesi’ndeki profesörlük görevinden istifa etti. 1922’de Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı, afla yurda döndü. 1949’da yaşamını yitirdi.

Edebî Kişiliği:

  • Edebiyat, şiir, felsefe, Türk folklor ve sanatı ile yakından ilgilendi.
  • Felsefeye olan ilgisinden dolayı “feylesof” unvanını aldı.
  • Şair, önceleri Servet-i Fünûn geleneğiyle şiirler yazdı, sonraları şiiri kendi ulusal kaynaklarımızdan yaratmayı düşünerek halk edebiyatımızdan yararlandı.
  • Şiirlerinde heceyi başarılı bir şekilde kullandı.
  • Rıza Tevfik şiire 15 yaşında Gelibolu’da iken başladı. İstanbul’daki edebî hareketlerden habersizdi. Orada bulunan saz ve tekke şairlerinin etkisinde kaldı. Kendisi de Bektaşi tekkesine bağlıydı, İstanbul’a geldikten sonra Abdülhak Hamit’in etkisinde kaldıysa da bu sürekli olmadı. Saz ve tekke şairlerinin etkisi ise hep devam etti. Bu tarzın nazım şekli, vezin, üslup gibi özelliklerini şiirlerinde kullandı.
  • Zamanının “hece – aruz”, “Türkçe – Osmanlıca” tartışmalarında hece ve Türkçe tarafını tuttu ancak aruzu da kullandı.
  • Rıza Tevfik; şiir, anı, eleştiri, edebî inceleme, felsefi nesir, çeviri türlerinde kalem oynatmıştır.
  • Şiirlerinde didaktik olmaktan kaçınmış; aşk, anı, vatan hasreti, tabiat güzellikleri, gurbet temalarını işlemiştir.
  • Samimiyet onun şiirlerindeki en önemli özelliktir.
  • Yazılarında günlük konuşma dili ve üslubunu benimsemiştir.

Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın Eserleri

  • Les Textes Houroufis (Clement Huart’la birlikte. Eser Hurufi tarikatına ait Paris Millî Kütüphanesinde bulunan bazı yazma risalelerin Fransızcaya tercümesidir. Leyden/Hollanda, 1909);
  • Felsefe Dersleri (Darülfünûn’daki hocalığı sırasında okuttuğu Umûmî Felsefe, derslerinin notları. İst., 1914/1915;
  • Mufassal Kâmus-ı Felsefî (Bütün felsefî ıstılahların Arapça, Yunanca, Fransızca, Almanca, İngilizce ve İtalyanca karşılıklarıyle verildiği bir eser. Toplam on bir cilt olarak düşünüldüğü halde iki cildi yayımlanmıştır. 1914-1919):
  • Abdülhak Hâmid ve Mülâhazât-ı Felsefiyesi (İst., 1919);
  • Ömer Hayyam’ın Felsefesi (Bu kitabın hal tercümesi kısmını Hüseyin Daniş yazmıştır. İM., 1919, II. baskı 1945) (Bu eserle ilgili olarak kaynaklarda değişik bilgiler veriliyor. R.Tevfık kendisi eserin ismini yukarıdaki gibi belirtirken, A.Uçman “Rübaiyat-ı Ömer Hayyam” ismiyle veriyor. Bu kaynakta baskı tarihi 1922’dir. Türk Dili ve Ed. Ansiklopedisi ‘nde ” Ömer Hayyam’m Felsefesi” olarak gösterilirken, 1927’de basıldığı belirtiliyor. Eserin 1945’te yapılan baskısı “Ömer Hayyam’m Rubaileri” ismini taşımaktadır.);
  • Serab-ı Ömrüm (Bazı şiirler, Kıbrıs, 1934, 2.baskı: 1949);
  • Tevfik Fikret (1943).

Bunları da Sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir