Yaralarla Süslenmiş Benim Gençliğim – Abdülkadir Bulut

Beğendi iseniz lütfen paylaşın

Yaralarla Süslenmiş Benim Gençliğim

I.

Toka mı yapıyoruz seninle
Yoksa ellerimiz mi akıyor
Bir yeraltı suyu gibi dupduru
Gömleklerimizin kolları içinden
Birbirine doğru

Aslında ellerimiz akmıyor birbirine
Bileklerimiz akıyor yumruklarımızın içine

II.

Nereye benziyor benim avuçlarım
Gözlerim ve gözlerimin altı
Oturduğum yerleri hiç düşünmeden
Ağaç diplerine benziyor desen
Çıkmış sayılır mıyım işin içinden

Hangi kentin varoşlarına yakışır
Her gün ceplerimde şiir kitapları
Hüzünler, ayrılışlar, romanlar
Ve bakarak arkadaş fotoğraflarına
Üstünde yürüdüğüm yollar

Artık ne günlerin çekiciliğine
Ne de gülebilirim diyene inanırım
Çünkü yıllardan ve aylardan beri
Hala hayat gençlerin ellerinde
Aşk şiirleriyle dolu bir şiir defteri

III.

O kadar çok arkadaş özledim ki
Yollara bakıyorum günlerden beri
Üstelik bir gecede çiçekleniyor
Saksılara diktiğim her süs biberi

Belki de içlerinden birisi şimdi
Yürüyordur bir deniz kıyısında
Yanında eşi ve o güzelim çocukları
Böcek kabukları topluyordur
Çakıllar arasında

Aldatmasın yüzümün duruluğu sizi
Çünkü şu günlerde öylesine içliyim ki
Sulara bile sarılmak istiyorum
Biraz avunmuş olurum belki

O kadar çok arkadaş özledim ki
Düşündükçe onların dünyalarını
Doluk doluk oluyor gözlerim
Bilsem ki şiirler yanın kalmıyacak
Bir çocuğun ardına düşer giderim

IV.

Yaralarla süslenmiş benim gençliğim
Söğüt dallarıyla, yol başlarıyla
Ve ağıtların bir yaprak sarma gibi
Döne döne sardığı sözlerle

Yaz günleri diplerine oturup
Serinlediğim çam ağaçlarının gövdeleri
Birer tabut olmuş işte tanıdıklara
İnsanları arkasından uğuldatan
Ve budak yerlerinden başka
Hiç bir süsü olmayan

Boğazı karıncalı bir ana oldu
Sular, havalar ve ikindi üstleri
Elleri koynunda birisiyim şimdi
Öyle ki 70’li yılardan beri
Yeni kırışıklar da ekledi alnıma
Duyduğum her ölüm haberi

Yaralarla süslenmiş benim gençliğim
Ne kadar avutmaya çalışsam da kendimi
Avuçlarımın içi gibi biliyorum ki
Bir çocuğunun kabına sığmayan hayatı
Şimdi duvar diplerine atılan
Kırık birer iskemle oldu çıktı.

Abdülkadir Bulut

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir