Grev Oylaması – Attila İlhan

yıldız alacasında çoktular çok basıyorlardı yere saklı gülüşmeleriyle utangaç birer çocuktular omuzları dalga dalgaydı sığmıyordu hiçbir yere ağır çekiyorlardı yumruklarıyla korkunçtular durmuştu duracaktı transmisyon kayışları fabrikanın dinamolar şafakta son ampullerini çatlatıyordu şalteri indirecekti birazdan son işçisi son vardiyanın dışardaki kalabalık sessiz ve kararlı dayatıyordu bin başlı on bin ayaklı sanki bir devdiler grev oylamasında bir […]

Ben Sana Mecburum – Attila İlhan

Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak […]

Böyle Bir Sevmek – Attila İlhan

ne kadınlar sevdim zaten yoktular yağmur giyerlerdi sonbaharla bir azıcık okşasam sanki çocuktular bıraksam korkudan gözleri sislenir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir hayır sanmayın ki beni unuttular hâlâ arasıra mektupları gelir gerçek değildiler birer umuttular eski bir şarkı belki bir şiir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir yalnızlıklarımda […]

Kızların Gözleri – Attila İlhan

Bir karıştıran var kızların gözlerini Yıldız alacasından leylak moruna Bazılarına sırmalı bir ateş üfleniyor İçisıra kor yongası kıvılcımlar Bir karıştıran var kızların gözlerini Dumanlı bir eylül akşamı loşluğuna Bazısında şimşek çakıntıları işleniyor Uzaklarına düşen sessiz yıldırımlar Bazıları okyanus diplerinin sonsuzluğudur Köpek balıkları geçer hışımla karanlığından Fosforlu yansımalar bırakıp arkasında Bazıları koyu bir yanlızlıkla doludur. Eğilip […]

Eskiden – Attila İlhan

Eskiden çamlar vardı/şimdi ne oldular Gece gündüz gökyüzünü değiştiren Uğultularıyla gönlümüzü zenginleştiren Dalgın ağaçlardı gururlu ve kibar Eskiden puhu kuşları gizemli bahçelerde Vahim yanılmaların ürpertici çığlıkları Birden yoğunlaştırırdı yalnızlıkları Ay boğulurken/ bulutlardan bir perde Eskiden hanımelleri yağmurlu balkonların Uykulara bıraktığı rüyalarla beraber Uzak çağrışımlarla o çocuk şarkı söyler Pancurların ardında/sesi hafifçe kırgın Eskiden sofralarda yazın […]