Seyit Onbaşının Sırtında 275 Kg.

18 Mart Günü akşam üstüne doğru Mesudiye bataryasının tam ortasına düşen bir düşman mermisi bataryanın altını üstüne getirmiştir. Şokun etkisiyle bayılan Seyit onbaşı, yattığı yerden doğrulmaya çalışırken başucundaki Niğdeli Ali’ye sorar: “Arkadaşlar neredeler?” Niğdeli Ali başını göğsüne düşürerek cevap verir: “Mertebelerini buldular.” Batarya personelinden 14 şehit ve 24 yaralı vardır. Ali ve Seyit’le beraber ayakta […]

Bu Hesap Ahmet Rıfkı’nın Kanıyla Ödenmiştir.

İstanbul Vefa Lisesi’nde, Fransızca Öğretmeni olan Ahmet Rıfkı 30 yaşlarındaydı ve aynı semtte annesiyle beraber oturuyordu. 1915 Mayısında Ahmet Rıfkı, çantası elinde mektepten içeri girdi; fakat koridorlarda ağır bir sessizlik vardı. İlk saat lise birinci sınıflara dersi vardı. Sınıfa girdiğinde öğrenciler kendisini ölü sessizliğiyle karşılamıştı. Çocuklar başlarını öne eğmiş, heykelleşmiş bir vaziyette oturuyorlar; ağızlarını bıçak […]

Esirlere Teselli

“Büyük Fransız edibi Pierre Loti “Le Question Armenienne” isimli eserinde Çanakkale Savaşı’nda sahile yüzerek çıkan Fransız denizcilerinden teğmen Jean Marie Grammont’un hikayesini şöyle anlatıyor: “Bir top mermisi cephaneliğimize isabet ederken, bir mayına çarptık. Bouvet, sancak tarafından yana yatarak hızla batıyordu. Arkadaşlarımızla kendimizi denize bıraktık. Kırk beş dakika sonra sahile vardık. Hava soğuktu, ıslanmıştık ve yorgunluktan […]

Sen de Gel

“O karanlık günlerin canlı tanıklarından olan, İstanbul lisesinin 47 yıllık emektar öğretmenlerinden Esat Lami Akman anlatıyor: Bir gün, “Neden bizden bilim adamı çıkmamış? Diğer ülkelerden ne farkımız var? Bizden hiç mi aydın yetişmemiş?” şeklinde ileri geri laf ettiğimde, babam gözlüklerini yavaşça çıkararak; – Aydın kaldı mı ki?” demiş ve anlatmaya başlamıştı. Anlattı; anlattıkça ağladı ve […]

Yakılan Esirler

“Çanakkale mahşeri” adlı romanı için Çanakale Savaşı’nı yıllarca araştıran Mehmed Niyazi, esirlerimize uygulanan vahşeti başka bir kaynaktan şöyle anlatır: “… Çanakkale’de savaşmış Teğmen Iden’in Almancaya tercüme edilen hatıratının bir bölümün başlığı “İngiliz Olmaktan Utanıyorum” ifadesini taşır. Anadolu yakasındaki Kumkale’den gözlendiklerini bilen Yüzbaşı Jhon Weinstock, Türk askerine dehşet saçmak moralini bozmak ister. Büyücek bir baraka yaptırır. […]

Üniversite Boşaldı

“Bir gazete satıcısı çocuk var gücüyle bağırıp koşturuyordu: “Haydi yazıyor, gönüllüleri yazıyor! Hükumetin çağırdığı gönüllüleri yazıyor. Marmara denizindeki İngiliz Denizaltısını da yazıyoooor!” Yer İstanbul… Profesör Emin Efendi, gazete satan çocuktan bir gazete aldı. Hükumet bildirisine bir göz attı. Çanakkale’ye; at, eşek, katır, nal, mıh, kağnı, araba… Para, yiyecek, giyecek. Her kim ne verirse kabulümüzdür, deniliyordu. […]

Kınalı Koçlar

“Günlerden bir gün yine taptaze Mehmetçikler kim bilir nerelerden gelerek Çanakkale bölgesine sevk olunmuşlardı. Yüzbaşı Sırrı Bey bu gencecik askerleri karşısına almış hepsini ayrı ayrı gözden geçiriyordu. Bu sırada Yüzbaşı Sırrı Bey’in bir şey dikkatini çekmişti. Askerlerden bir tanesinin saçı kınalıydı. Buna bir hayli şaşıran Sırrı Bey Mehmetçiği yanına çağırarak saçının neden böyle kınalı olduğunu […]

Katır Süvarisi Yahudiler: Siyon Katır Alayı

Çanakkale savaşının en az bilinen ve en ilginç yönlerinden biri, Yahudiler tarafından kurulmuş olan katır alayıdır… İngilizler’i ikna edip, Filistin’de İsrail devletini kurmak için toprak koparmanın peşinde olan Yahudiler 1.Dünya Savaşını bir fırsat olarak görürler… İngiliz ordusunda yer alacaklar ve buna karşılık İngilizler de onlara istedikleri toprakları vereceklerdir. Bunun için Suriye’den Mısır’a kaçan Yahudilerden bir […]

Kibir, Küçümsenmeye Dönüşür…

Savaş başlamadan düşman Türkleri adam yerine koymayan, devleşmiş bir kibrin sahibidir. Oysa savaşın sonlarına doğru, herkesin gerçekte ne olduğu er meydanında görüldükten sonra, küçümseme sırası TÜRKLERE gelir… Ne var ki bu, test edilmiş haklı bir küçümsemedir. Düşmanın ki gibi ezbere değil… ” Türk birlikleri mevzilerini tutmaya vakit bırakmadan ilerlemek gerekirken, İngiliz birlikleri kıyıda banyo yapıp, […]

Seni de Anam Kurtardı!

“Cephede kopan ayağının yerine tahta bir bacak takılmış bir Mehmetçik, İstanbul’a dönmektedir. Ve yanında İstanbul’daki bir askeri hastaneye teslim edilmek üzere yaralı bir İngiliz askeri de vardır. Kendi derdi yetmiyormuş gibi yürüyemeyen düşmanında sıkıntısıyla iyice bunalan Mehmetçik bir ara kötülük kurmaya başlar. Acaba İngiliz’i vapurdan denize itiverip, olaya kaza süsü mü versem?… Düşüncesini tamamlamaya bile […]

Oğluma Ne Oldu?

“12. Tümenin İzmir’deki 35. alayı Çanakkale’ye gönderiliyordu. 10 Temmuz 1915’en hareket eden tren İstanbul’a doğru yola çıktı. Askerler yanık türküler söylerken takım subaylarından Hakkı, dışarıyı seyrediyordu. İzmir – Manisa arasında bir kadın gördü: -“Zavallı yaşlıca bir kadın bir eliyle askeri selamlıyor, öteki eliyle telgraf direğini tutmuş hıçkırarak ağlıyordu. Ağlayışının verdiği acıyı hafifletmek için ayaklarını sımsıkı […]

Bouvet Batıyor… Suda Kayan Bir Tabak Gibi…

Saat 13:30 olmuştur… Fransız bandıralı Bouvet zırhlısı ileri yanaşır ve Rumeli Mecidiyesi bataryasının ateşi bir çelik tufanı halinde geminin üzerine biner… Sözü, olayın görgü şahidi İngiliz savaş muhabirine bırakalım: “Bouvet’ye şaşılacak bir çabuklukla 4 Türk mermisi birden isabet etti. Geminin her tarafını dumanlar kapladı. Gemi hala ileri gidiyordu. 2 dakika 35 saniye sonra bir mayına […]