Rizeli Salih Çavuş

“28 Nisan 1915 günü İngilizler, Alçıtepe’yi almak ve boğazın doğu yakasına inmek için saat 07.00 de taarruza başladılar. Bu taarruzlar sonucunda 87. İngiliz Tugayı Alçıtepe’nin 1 kilometre kadar yakınına gelebilmişti. Bu sırada karşı Türk taarruzu başlamış… 15. Alayımızın 1. Taburu 87. İngiliz Tugayını geri püskürtmüş… 25. Alayımız ise 86. ve 88. İngiliz Tugaylarını sarsmıştı… Yapılan […]

Seyit Onbaşının Sırtında 275 Kg.

18 Mart Günü akşam üstüne doğru Mesudiye bataryasının tam ortasına düşen bir düşman mermisi bataryanın altını üstüne getirmiştir. Şokun etkisiyle bayılan Seyit onbaşı, yattığı yerden doğrulmaya çalışırken başucundaki Niğdeli Ali’ye sorar: “Arkadaşlar neredeler?” Niğdeli Ali başını göğsüne düşürerek cevap verir: “Mertebelerini buldular.” Batarya personelinden 14 şehit ve 24 yaralı vardır. Ali ve Seyit’le beraber ayakta […]

Bu Hesap Ahmet Rıfkı’nın Kanıyla Ödenmiştir.

İstanbul Vefa Lisesi’nde, Fransızca Öğretmeni olan Ahmet Rıfkı 30 yaşlarındaydı ve aynı semtte annesiyle beraber oturuyordu. 1915 Mayısında Ahmet Rıfkı, çantası elinde mektepten içeri girdi; fakat koridorlarda ağır bir sessizlik vardı. İlk saat lise birinci sınıflara dersi vardı. Sınıfa girdiğinde öğrenciler kendisini ölü sessizliğiyle karşılamıştı. Çocuklar başlarını öne eğmiş, heykelleşmiş bir vaziyette oturuyorlar; ağızlarını bıçak […]

Esirlere Teselli

“Büyük Fransız edibi Pierre Loti “Le Question Armenienne” isimli eserinde Çanakkale Savaşı’nda sahile yüzerek çıkan Fransız denizcilerinden teğmen Jean Marie Grammont’un hikayesini şöyle anlatıyor: “Bir top mermisi cephaneliğimize isabet ederken, bir mayına çarptık. Bouvet, sancak tarafından yana yatarak hızla batıyordu. Arkadaşlarımızla kendimizi denize bıraktık. Kırk beş dakika sonra sahile vardık. Hava soğuktu, ıslanmıştık ve yorgunluktan […]

Sen de Gel

“O karanlık günlerin canlı tanıklarından olan, İstanbul lisesinin 47 yıllık emektar öğretmenlerinden Esat Lami Akman anlatıyor: Bir gün, “Neden bizden bilim adamı çıkmamış? Diğer ülkelerden ne farkımız var? Bizden hiç mi aydın yetişmemiş?” şeklinde ileri geri laf ettiğimde, babam gözlüklerini yavaşça çıkararak; – Aydın kaldı mı ki?” demiş ve anlatmaya başlamıştı. Anlattı; anlattıkça ağladı ve […]

Yakılan Esirler

“Çanakkale mahşeri” adlı romanı için Çanakale Savaşı’nı yıllarca araştıran Mehmed Niyazi, esirlerimize uygulanan vahşeti başka bir kaynaktan şöyle anlatır: “… Çanakkale’de savaşmış Teğmen Iden’in Almancaya tercüme edilen hatıratının bir bölümün başlığı “İngiliz Olmaktan Utanıyorum” ifadesini taşır. Anadolu yakasındaki Kumkale’den gözlendiklerini bilen Yüzbaşı Jhon Weinstock, Türk askerine dehşet saçmak moralini bozmak ister. Büyücek bir baraka yaptırır. […]

Üniversite Boşaldı

“Bir gazete satıcısı çocuk var gücüyle bağırıp koşturuyordu: “Haydi yazıyor, gönüllüleri yazıyor! Hükumetin çağırdığı gönüllüleri yazıyor. Marmara denizindeki İngiliz Denizaltısını da yazıyoooor!” Yer İstanbul… Profesör Emin Efendi, gazete satan çocuktan bir gazete aldı. Hükumet bildirisine bir göz attı. Çanakkale’ye; at, eşek, katır, nal, mıh, kağnı, araba… Para, yiyecek, giyecek. Her kim ne verirse kabulümüzdür, deniliyordu. […]

Kınalı Koçlar

“Günlerden bir gün yine taptaze Mehmetçikler kim bilir nerelerden gelerek Çanakkale bölgesine sevk olunmuşlardı. Yüzbaşı Sırrı Bey bu gencecik askerleri karşısına almış hepsini ayrı ayrı gözden geçiriyordu. Bu sırada Yüzbaşı Sırrı Bey’in bir şey dikkatini çekmişti. Askerlerden bir tanesinin saçı kınalıydı. Buna bir hayli şaşıran Sırrı Bey Mehmetçiği yanına çağırarak saçının neden böyle kınalı olduğunu […]

Katır Süvarisi Yahudiler: Siyon Katır Alayı

Çanakkale savaşının en az bilinen ve en ilginç yönlerinden biri, Yahudiler tarafından kurulmuş olan katır alayıdır… İngilizler’i ikna edip, Filistin’de İsrail devletini kurmak için toprak koparmanın peşinde olan Yahudiler 1.Dünya Savaşını bir fırsat olarak görürler… İngiliz ordusunda yer alacaklar ve buna karşılık İngilizler de onlara istedikleri toprakları vereceklerdir. Bunun için Suriye’den Mısır’a kaçan Yahudilerden bir […]

Kibir, Küçümsenmeye Dönüşür…

Kibir, Küçümsenmeye Dönüşür… Savaş başlamadan düşman Türkleri adam yerine koymayan, devleşmiş bir kibrin sahibidir. Oysa savaşın sonlarına doğru, herkesin gerçekte ne olduğu er meydanında görüldükten sonra, küçümseme sırası TÜRKLERE gelir… Ne var ki bu, test edilmiş haklı bir küçümsemedir. Düşmanın ki gibi ezbere değil… ” Türk birlikleri mevzilerini tutmaya vakit bırakmadan ilerlemek gerekirken, İngiliz birlikleri […]

Seni de Anam Kurtardı!

“Cephede kopan ayağının yerine tahta bir bacak takılmış bir Mehmetçik, İstanbul’a dönmektedir. Ve yanında İstanbul’daki bir askeri hastaneye teslim edilmek üzere yaralı bir İngiliz askeri de vardır. Kendi derdi yetmiyormuş gibi yürüyemeyen düşmanında sıkıntısıyla iyice bunalan Mehmetçik bir ara kötülük kurmaya başlar. Acaba İngiliz’i vapurdan denize itiverip, olaya kaza süsü mü versem?… Düşüncesini tamamlamaya bile […]

Oğluma Ne Oldu?

“12. Tümenin İzmir’deki 35. alayı Çanakkale’ye gönderiliyordu. 10 Temmuz 1915’en hareket eden tren İstanbul’a doğru yola çıktı. Askerler yanık türküler söylerken takım subaylarından Hakkı, dışarıyı seyrediyordu. İzmir – Manisa arasında bir kadın gördü: -“Zavallı yaşlıca bir kadın bir eliyle askeri selamlıyor, öteki eliyle telgraf direğini tutmuş hıçkırarak ağlıyordu. Ağlayışının verdiği acıyı hafifletmek için ayaklarını sımsıkı […]

Bouvet Batıyor… Suda Kayan Bir Tabak Gibi…

Saat 13:30 olmuştur… Fransız bandıralı Bouvet zırhlısı ileri yanaşır ve Rumeli Mecidiyesi bataryasının ateşi bir çelik tufanı halinde geminin üzerine biner… Sözü, olayın görgü şahidi İngiliz savaş muhabirine bırakalım: “Bouvet’ye şaşılacak bir çabuklukla 4 Türk mermisi birden isabet etti. Geminin her tarafını dumanlar kapladı. Gemi hala ileri gidiyordu. 2 dakika 35 saniye sonra bir mayına […]

İltifat Kuyruğu…

Savaştan Sonra Düşman Komutanları İltifat Kuyruğu’na girdiler. “Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum… Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill) Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve sebat ciheti ile takdir ve senaya liyakati, her […]

Türk Askeri Müthişti

Paris’teki bir huzur evinde son günlerini geçiren, Çanakkale Savaşı’nın hayattaki tek Fransız gazisi Stocanne Türk askerini işte bu kelimelerle anlattı. Nurdan Bernard’ın haberi: “Tekerlekli sandalyenin üstündeki bir çift göz, yorgun bakışlarını televizyondan bana çeviriyor. “Türkler geldi” diyor, 60 yaşlarındaki kızı… Elimin içindeki, yaşlı, yumuşak ve serin el, birden sıkıcı kavrıyor beni. ” Türkler, müthiş Türkler”, […]

Benim Gözlerim Göreceğini Gördü

O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında dahi iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi’nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan […]

Allah Yolunu Açık Etsin

Sene 1915. Sonbaharın serin yağışlı günlerinden biri. Birinci dünya Harbi bütün cephelerde devam ediyor. Vatanın her tarafında barut ve kan kokusu. Yiğidlerin biri ölüyor, biri yetişiyor. İhtiyarı, genci savaşıyor, didiniyor, ve yurdumuza düşman çizmeleri basmasın diye, el açıp Allah’a dua ediyor. Cepheye durmadan takviye kuvvetleri gidiyor. İşte o kuvvetleri götüren tren, Bilecik İstasyonu’nda beklemekdedir. Askerlerin […]

Bedeli Çanakkale’de Ödenecektir

Askerlik vazifesi yaparken vatan uğrunda şehadet mertebesine ermek veya gazi olmak her Türk için tabii bir şeydir. Ancak bu 45 şehit ve 150 gazinin durumu başkadır. Zira bunların istisnasız hepsi (1909 ve 1914 Askeri Mükellefiyet Kanunu gereğince) askerlik vazifesinden ya muaf ya da maksureli (tecilli) tutulmuş gençlerdir. Bu iki kanun sultani mektepleri talebe ve mezunları […]

İki Şehidin Destanı

1914 yılında Avustralya’nın “Silver City” şehrine yerleşmiş iki Osmanlı orada çalışarak hayatlarını kazanmaktadırlar. Çanakkale Savaşı sırasında Halife’lerinin İngilizlere karşı Sancak-ı Şerifi çıkardığını ve bütün müslümanları cihâda çağırdığını öğrenirler. Bu sırada Çanakkale cephesine gönderilmek üzere Avustralya’dan asker toplanmaktadır. Bu iki genç, şehrin valisine çıkarak şöyle derler: “Halifemiz size karşı harp ilân etmiş. Bizim de buna icâbet […]

Baban Gelirse Beni Hemen Çağır Ha!..

Balıkesir’de Ali Şuûrî İlkokulu karşısındaki boşlukta beş altı yıl öncesine kadar eski bir ayakkabı tamircisi vardı. İkinci aralıktaki ikinci dükkanda kır, pala bıyıklı bir ihtiyar çalışırdı: Bizim Cevdet dedemiz… (Alkalp). Bir akşamüstü dükkanın önünde çay içerken konu Çanakkale’ye gelince ağlamaya başladı. “Rahmetli babam Hafız Ali, Çanakkale’de kaldığında anamın karnında yedi aylıkmışım. Onu hiç tanımadım. Bir […]