Kanadlar – Arif Nihat Asya

Yaşamaktan mı yorgunum, bilmem. Seni günlerce beklemekten mi? Yine yoldan, geyik geyik, sekişin Gün sönerken mi, ay batarken mi? Söyle; Memnun musun uzaklarda; Yuvan aydın, gönülcüğün şen mi? Yine kalsın mı, dizlerimde başın; Yine koynumda can çekişsen mi… Kim sorar, ey hayat, kim düşünür, Ki vakit geç mi, yoksa erken mi? Söyle; Memnun musun uzaklarda; […]

Dağlar – Arif Nihat Asya

Çekmece’den Maltepe’den ileri Gitmemiş Sadabad çelebileri Alem tepesine Alemdağ derler… Böyle bilmiş, böyle yazmış eserler. Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz. Korka korka eteğinden öper yaz; Ağrıdağ, Babadağ, Gavurdağ, Ilgaz. Kubbelerdir… dolaşır, aşılmaz. Tendürek’te, Kop’ta, Palandöken’de Kurtların payı var gelip geçende… Ki alırlar vermek istemesen de! Dağlar var, tahtından inmiyen sultan Dağlar var, yapılmış bundan, […]

Fetih Marşı – Arif Nihat Asya

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; Dağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek; Kerpetenlerle sûrun dişleri sökülecek! Yürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın? Fâtih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın! Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden Senin de destanını okuyalım ezberden Haberin yok gibidir taşıdığın değerden Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın Fâtih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın! Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini! Göster: kabaran […]

İnanmak – Arif Nihat Asya

Bardaktan seni içmek Seni teneffüs etmek havada… Dolaşmak, dolaşmak, sana dönmek; Seni bulmak yuvada… Yolumuzda aylar, yıllar Basamak basamak… Basamakların çıkamadığı yere Kanadlarınla çıkmak… Boşaltmak takvimden günleri. Günlerin üstünden yollara bakmak, Rüzgarla esmek, sularla akmak. Baharı yollamak yollara, Alıkoymak bir nisanın tadını… Dışarıda herkes gibi seslenmek sana Ve koynunda söylemek asıl adını… İnanmak, inanmak, inanmak… […]

Kerkük – Arif Nihat Asya

Yılların ötesinden gelen Kanadları yorgun kuşum.. “Büyük Kar” da ablam doğmuş “Küçük Kar” da ben doğmuşum. Masallara karışmış Eski, eski, eski günlerde Parmakla gösterilmişiz Nişanlarda, düğünlerde: O, ipek çilesiymiş yumuşak; Ben, bembeyaz kar topuymuşum. Birgün, hastalanmış ablam; Muska a kâr etmemiş, ekşi toprak da… Şimdi yatıyor annemle babamın Yattığı yatakta! Ben -gördüğünüz gibi- uzakta, uzakta […]

Bayrak – Arif Nihat Asya

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü… Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçun kuşun Yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder… Gölgende bana da, bana da yer ver! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar; […]

Kalk Yiğitim!… – Arif Nihat Asya

Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı… Parçalandı bir kıtanın toprakları, Aslan payını aslan olmayan aldı… Kalk yiğitim, yine dağbaşını duman aldı. Tulgalı, tulgasız başlar alayı… Kanadlı, kanadsız kuşlar… Aşılmamış dağlar, çıkılmamış yokuşlar… Dağları, taşları akar sularıyla Şu tanıdık toprakta Bir büyük dünya parçası Fatihini aramakta. Dünyayı ahretten ayıran Duvarları yık da gel. Ay doğar […]

Pınarbaşı – Arif Nihat Asya

Birgün çık Pınarbaşı’na; Beyaz köpüklere eğil… Alnının çizgilerini Suyla yıka bulutla sil; Yaprakların fısıltısı Bırakmayacak peşini; Rüzgarlar kendiliğinden Üfleyecek ateşini. Gölge dağlar, ışık dağlar… Ki kanadsız çıkılamaz… Kanadlar söylesin, dinle; Akar sular söylesin, yaz! Uzaklaşa uzaklaşa Sesler eriyip duracak… Gece, su borularının Toprakta nabzı vuracak. Bırak insin kayalardan Dere çırpına çırpına… Bırak, indirsin yükünü Şimal […]

Sarıkamış Şehitleri – Arif Nihat Asya

Dün ana dizinde uyurdu bugün Toprakları yastık eden başınız! Nerdeler, nerdeler şimdi: sizin de Vardı kardeşiniz. arkadaşınız! Ağladı kapanıp toprağınıza… Ağlar, belki hala, can yoldaşınız! Soğuk kucağında karlı dağların- artık- ne aşkınız, ne oynaşınız! İçlenmeyin “nişanımız yok!” diye… Ki Allahüekber dağı, taşınız! Açılın kırların çiçeği olup Ve kuşları olup cıvıldaşınız! Arif Nihat Asya / Bir […]

Onlar – Arif Nihat Asya

– Orhan Şaik Gökyay’a- Nerde kaldı o çağlar ki Analar kurt doğururdu. Hilkat insan çamurunu Destanlarla yoğururdu? Nerde o yiğitler ki gür Sesleri ülkeyi bürür, “Yürü” dese dağlar yürür, “Dur” dese kalbler dururdu? Yurda, baş dedikleri bir Ağır adakla geldiler Ve şu bayraksız dünyaya, Bayrakla geldiler. Kopardılar ayı gökten, Bir ipek dala astılar… Yurt dediler, […]

Destan – Arif Nihat Asya

O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış. Yolları eline dolayan; Beldeler ülkeler avlayan Süvarileri vamış ki, Oğuz, Bilge, Süleyman’mış. Bize bin yıllık armağan Şu parıltı kılıçlarından Ve şu serin, kuytu gölge Kanadlarındanmış. Kimi kılıç dövülen al külçeden Kimi güllerin al açtığı bahçeden, Kimi dağların yoğrulduğu Şu mor yığındanmış. Tufanında, borasında, Gürüldemiş gökler… […]